Mark Rutte, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı (MSC) kapsamında “Berlin’de MSC” programının açılış konuşmasında, Rusya’nın bir sonraki hedefinin NATO olduğunu vurguladı. “Rusya, beş yıl içinde NATO’ya karşı askeri güç kullanmaya hazır hale gelebilir” diyerek, Avrupa güvenliğinin kritik bir dönüm noktasında olduğuna dikkat çekti.

Rutte, bu yıl NATO içinde alınan savunma harcamaları ve üretim artışı kararlarını hatırlatarak, müttefik ülkelerin “hızlı ve kararlı” adımlar atması gerektiğini söyledi. “Çokları aciliyet hissetmiyor. Zaman bizim aleyhimize değil, aleyhlerine işliyor. Hemen harekete geçmeliyiz,” diyerek, savunma bütçelerinin %2,5’ten %3’e yükseltilmesinin ve yerli savunma sanayisinin güçlendirilmesinin şart olduğunu belirtti.
Rutte, 2022’den bu yana Rusya’nın 1,1 milyon civarında insan kaybı yaşadığını ve bu yıl günde ortalama bin iki yüz asker kaybettiğini dile getirdi. “Putin, kibrinin bedelini kendi halkının kanıyla ödüyor,” diyerek, Rusya’nın içsel istikrarının zayıfladığını ve bu durumun dış politika kararlarını da etkileyebileceğini öne sürdü. Ayrıca, Rusya’nın bütçesinin yaklaşık %40’ının savaşa ayrıldığını ve %70’inin askeri üretime yöneldiğini vurguladı.
Rutte, “Çin, Rusya’nın yaşam hattı” diyerek, savaşın sürdürülmesinde Çin’in kritik bir destek sağladığını belirtti. Çin’in, Rus dron ve elektronik bileşenlerinin %80’ini tedarik ettiği ve bu teknoloji olmadan Rusya’nın savaş çabalarının büyük ölçüde sekteye uğrayacağını söyledi. Bu açıklama, Batı’nın Çin‑Rus stratejik ortaklığına karşı yeni bir uyarı niteliği taşıyor.
Rutte, Rusya’nın sadece askeri cephede değil, aynı zamanda kritik altyapı ve sivil hedeflerde de gizli sabotajlar yürüttüğünü dile getirdi. “Ticari depolar, alışveriş merkezleri ve hatta demiryolu ağları hedef alındı,” diyerek, Polonya ve Romanya’nın hava sahalarında artan Rus dron ve savaş uçağı faaliyetlerine işaret etti. Bu durum, NATO’nun sınır güvenliğinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Rutte, “Çatışma kapımızda” diyerek, Avrupa’nın yeni bir büyük savaş riskiyle karşı karşıya olduğunu uyardı. “Her eve, her iş yerine ulaşan bir çatışma düşünün; yıkım, toplu seferberlik ve milyonlarca yerinden edilmiş insan,” ifadeleriyle, toplumsal dayanıklılık ve acil durum planlamasının önemine değindi. Uzmanların da desteklediği bu görüş, NATO’nun stratejik planlamasını derinleştirmesi gerektiğini gösteriyor.
Rutte’nin açıklamaları, Rusya’nın askeri kapasitesinin uzun vadeli bir tehdit olarak şekillendiğini ve NATO’nun bu tehdide karşı hem askeri hem de siyasi alanda bütünleşik bir yanıt geliştirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Avrupa liderlerinin, savunma harcamalarını artırmanın yanı sıra, istihbarat paylaşımını ve sivil altyapı korumasını da güçlendirmeleri bekleniyor. Bu süreçte, Çin‑Rus ilişkisine yönelik diplomatik baskıların artması, bölgesel güvenlik dinamiklerini yeniden tanımlayabilir.