Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında beklentilere paralel olarak 150 baz puanlık bir faiz indirimi yaptı. Bu adımla politika faizi yüzde 50’den yüzde 38’e geriledi ve bir hafta vadeli repo ihale faizi aynı oranda düşürüldü. Karar metninde Kasım ayında enflasyonun %1’in altına düştüğü vurgulanarak, gıda fiyatlarındaki artışın beklentilerin altında kaldığı bildirildi.

TCMB’nin açıklamasında, 2026’nın ilk çeyreğinde faiz indirimi kararının “enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı” bir yaklaşımla değerlendirileceği belirtildi. Uzmanlar, özellikle “erken seçim” olasılığının enflasyon riskini artıracağını ve bu durumun para politikasını sıkılaştırma ihtimalini doğurabileceğini vurguluyor. Prof. Dr. Sinan Alçın, “2026’da esas risk, 2027’ye taşınabilecek bir erken seçim kararıdır; bu, enflasyonla mücadeleyi yeniden ön plana çıkarabilir” diyerek uyarıda bulundu.
Faiz indiriminden hemen sonra Borsa İstanbul (BİST100) hafif bir yükseliş gösterdi. Euro kuru ise 50 TL seviyesinin üzerine çıktı, dolar ise 42,6 TL civarında sabit kaldı. Bu hareketler, yatırımcıların politika değişikliğine kısa vadeli bir rahatlama olarak bakmalarını, ancak uzun vadede erken seçim belirsizliğinin fiyat istikrarını tehdit edebileceği endişesini yansıttığını gösteriyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, “İndirim oranı üreticiler için yeterli değil” diyerek kararı “sembolik ama yön tayin edici” olarak değerlendirdi. Sanayicilerin, politika faizinin hâlâ yüksek olduğunu ve rekabet yükünü hafifletecek seviyelere inmesinin daha uzun vadeli bir hedef olması gerektiğini belirtti.
Marbaş Menkul Değerler Başekonomisti Doç. Dr. Caner Özdurak, “Faiz politikasının enflasyona etkisi zayıflıyor. Erken seçim gerçekleşirse, iş dünyasının istediği gibi daha agresif bir sıkılaştırma gündeme gelebilir” şeklinde konuştu. Özdurak, enflasyonu %20’nin altına çekmenin 2026’da çok zor olduğunu ve sadece para politikasının yeterli olmayacağını, makro ekonomik stratejilerin ve sektör politikalarının da yeniden şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Senaryo 1 – İstikrarlı bir düşüş: Erken seçim ertelenir, enflasyon beklentileri yavaş yavaş düşer ve TCMB, faiz indirimlerini kontrollü bir şekilde sürdürebilir. Bu durumda, kredi maliyetleri hafifleyecek, yatırım ortamı iyileşecek ve dış yatırım çekiciliği artacaktır.
Senaryo 2 – Erken seçim şoku: Seçim kararının yakınlaşmasıyla enflasyon yükselmeye başlar, piyasa volatilitesi artar ve TCMB, politika faizini yeniden yükseltmek zorunda kalabilir. Bu, özellikle döviz kurlarını yükseltebilir, dış borç servisini zorlayabilir ve büyüme üzerinde negatif baskı oluşturabilir.
TCMB’nin 2026’ya temkinli girişi, ekonomik aktörlerin hem para politikası hem de yapısal reform beklentilerini yeniden gözden geçirmesine yol açacak. Erken seçim riskinin yüksek olduğu bir ortamda, enflasyonun yeniden yükselmesi ihtimali, merkez bankasının sıkılaştırıcı adımları gecikmesinin önüne geçebilir. İş dünyası, bu belirsizlik içinde, faiz indirimi beklentilerini gerçekçi bir çerçeveye oturtmak ve maliyet yönetiminde uzun vadeli planlamalar yapmak zorunda kalacak.