Türkiye, 2024 yılında %3,3 büyüme kaydederken, yeşil finansın sağladığı sermaye akışının ekonominin dönüşüm sürecini hızlandırdığı görülüyor. “Çevre ve iklimle uyumlu ilerleyen bir kalkınma anlayışı, uzun vadede verimliliği ve kaynakların doğru kullanımını da beraberinde getirecektir” diyerek Çelik, yeşil finansın sadece bir finansal araç olmadığını, aynı zamanda politik bir yön olduğunu ifade etti.

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile UN Global Compact Türkiye iş birliğinde düzenlenen forum, “İklim ve Kalkınma Hedeflerine Uyumlu Finans” temasıyla İstanbul Finans Merkezi VakıfBank Konferans Salonu’nda başladı. Forumda, kamu, özel sektör ve uluslararası finans kuruluşları bir araya gelerek yeşil tahvil, karbon piyasaları ve dijital finans çözümlerini masaya yatırdı. Panel başlıkları arasında “Geçişin Finansmanı: Riskten Fırsata Dönüşüm” ve “SKA Yatırımları – Amaçtan Etkiye” gibi kritik konular yer aldı.
Forumun açılış konuşmasında, Çelik, sürdürülebilirliğin tüm politika alanlarının ortak paydası olduğunu vurguladı. “Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak bizler de bu dönüşümün gerektirdiği sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz” diyerek, bakanlık bünyesinde müstakil bir sürdürülebilir finans dairesi kurulduğunu duyurdu. Bu daire, yeşil projelerin finansman süreçlerini hızlandırmak, ölçülebilir kriterler geliştirmek ve uluslararası fonlarla entegrasyonu sağlamakla görevlendirildi.
Çelik, küresel jeopolitik gerginliklerin ve artan korumacılığın belirsizliği artırdığını, ancak makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin bu belirsizlikleri azaltacağını belirtti. 2024 yılında milli gelir 1,4 trilyon dolara ulaşırken, kişi başına milli gelir 15 bin doların üzerine çıktı; 2025’in ilk üç çeyreğinde ise %3,7 büyüme gerçekleşti.
Çelik, bütçe açığının 2024’te %4,7 iken, 2025’te %3,6’ya gerilemesini hedeflediklerini söyledi. Toplam dış finansman tutarı 15 milyar doları aştı ve bu kaynakların büyük bir kısmı iklim uyumlu projelere yönlendiriliyor. Borçluluk oranlarının, Türkiye’yi gelişmekte olan ülkeler arasında olumlu bir konuma getirdiği, uluslararası konjonktürdeki dalgalanmalara karşı bir tampon görevi gördüğü vurgulandı.
Çelik, 2025 içinde bakanlık aracılığıyla sağlanan dış finansmanın 15 milyar doları aşacağını ve bu miktarın yeşil dönüşüm projelerine kanalize edileceğini belirtti. Özellikle çelik, çimento, alüminyum ve gübre gibi yüksek emisyonlu sektörlerde karbonsuzlaştırma için 250 milyon dolara kadar imtiyazlı iklim finansmanı planlanıyor. Ayrıca, EBRD, Dünya Bankası, IFC ve Asya Kalkınma Bankası iş birliğiyle yaklaşık 1 milyar dolar yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Yeşil tahvil ihracıyla sağlanan 2,5 milyar dolarlık fonun tamamının temiz ulaşım, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir su ve atık su yönetimi gibi projelere yönlendirildiği ve bu tahvil ihraçlarının devam edeceği duyuruldu.
Stratejinin temel amacı, şeffaf ve ölçülebilir bir yeşil finans ekosistemi oluşturmak, kurumsal kapasiteyi güçlendirmek ve piyasa mekanizmalarını etkinleştirmektir. Bu kapsamda, yeşil finansın izlenebilirliği, raporlanabilirliği ve standartlaştırılması için yeni düzenlemeler hazırlanıyor.
SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda 650 milyar dolarlık yeşil dönüşüm finansmanı ihtiyacı olduğunu belirtti. Karbon piyasalarının %160’tan fazla büyümesi ve yeşil tahvillerin 2025’te 1,2 trilyon dolara ulaşması beklentileri, bu hedefe ulaşmada piyasa dinamiklerinin ne kadar hızlı evrildiğini gösteriyor.
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Kayabaşı, iklim risklerinin finansal tahsisatı yeniden şekillendirdiğini, “Güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek için tek sınır 1,5 derece” ifadesiyle iklim eyleminin aciliyetini vurguladı.
Çelik, yeşil finansın sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik büyüme, istikrar ve yatırımcının güveni için kritik bir faktör olduğunu yineledi. Bu dönüşüm, Türkiye’nin finansal sistemini daha dirençli hâle getirirken, toplumsal refahı da yükseltecek.