Jel Ojeler Kısırlık Riski Taşıyor

Jel Ojeler Kısırlık Riski Taşıyor
Yayınlama: 12.12.2025
2
A+
A-

Jel Ojeler Kısırlık Riski Taşıyor

Popülerleşen Güzellik Trendi

Son yıllarda salon ve ev ortamında jel oje uygulamaları, uzun ömürlü parlaklığı, çabuk kuruması ve geniş renk yelpazesi sayesinde kadınların bakım rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Özellikle sosyal medyada hızlı kuruyan ve kırılmaya dayanıklı görüntüsü sıkça öne çıkıyor; bu da talebin her yıl %30’dan fazla artmasına neden oluyor.

Kısırlığa Yol Açabilecek Kimyasallar

Bahçeci Tıp Merkezi’nden Doç. Dr. Nur Dokuzeylül Güngör yaptığı açıklamalarda, jel ojelerin içinde bulunan bazı maddelerin endokrin sistemi bozarak üreme fonksiyonlarını etkileyebileceği vurgulandı. Özellikle ftalatlar (DBP, DEP), toluene ve formaldehit gibi bileşenler şu riskleri taşıyor:

Ftalatlar: Hormonal dengesizlik yaratabilir, yumurta rezervini azaltabilir ve embriyo gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Toluene: Adet döngüsünü bozma potansiyeli taşır; uzun süreli maruziyette hormon seviyelerinde dalgalanmalara yol açabilir.

Formaldehit: Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen kabul edilen bu madde, yüksek dozlarda yumurtalık fonksiyonlarını zorlayabilir.

Metakrilatlar (HEMA, Di‑HEMA vb.) ise UV/LED ışığı altında sertleşirken, deri yoluyla düşük oranda geçse de tekrarlanan maruziyetlerde birikme ihtimali ortaya çıkıyor.

Uzun Süreli Kullanım ve UV/LED Riski

Jel oje uygulamalarında kullanılan UV/LED fenerleri, düşük dozda UV‑A ışığı yayar. Bu ışık, cilt yaşlanmasını tetiklemekle birlikte, hücresel DNA’da hasar oluşturma potansiyeli taşıdığı için uzun vadeli etkileri tam olarak bilinmiyor. Dr. Güngör, “Şu ana kadar jel ojelerin doğrudan kısırlığa neden olduğunu kanıtlayan kesin bir veri yok; ancak bileşenlerin hormon dengesini bozduğu, adet düzensizliklerine ve erken menopoz belirtilerine yol açabildiği gösterildi” diyor.

Bu bağlamda uzmanlar, günlük yüksek maruziyet yaşayan güzellik uzmanları ve sık sık salon ziyaret eden kişilerde, özellikle adetsel düzensizlikler, düşük over rezervi ve erken menopoz bulgularının daha sık rapor edildiğini belirtiyor.

Gebelik Planlayan Kadınlar İçin Öneriler

Gebelik hazırlığı sürecinde endokrin bozuculara maruz kalmanın etkileri daha belirgin olabilir. Dr. Güngör, tüp bebek tedavisi gören ya da yumurta rezervi düşük kadınların şu önlemleri almasını öneriyor:

1. Jel oje kullanım sıklığını azaltın; ayda bir kez ya da daha az tercih edin.

2. İçeriği analiz edilmiş, ftalat ve formaldehit içermeyen ürünleri seçin.

3. Uygulama sırasında iyi havalandırılan bir ortamda çalışın.

4. Tüp bebek tedavisi öncesi 2‑3 ay boyunca tüm kimyasal kozmetik ürünlerden (parfüm, tırnak ürünleri, ağır makyaj) uzak durun.

Uzmanlar, nadiren jel oje kullanmanın çoğu kadın için ciddi bir tehdit oluşturmadığını, ancak yıllarca tekrarlanan ve yoğun maruziyetin üreme sağlığı üzerindeki etkilerinin hâlen araştırma aşamasında olduğunu vurguluyor.

Alternatif ve Güvenli Yaklaşımlar

Kimyasal içerikli ürünlerden kaçınmak yerine, su bazlı tırnak cilaları ya da doğal akril gibi daha az endokrin bozucu içerikli alternatifler tercih edilebilir. Ayrıca, UV/LED yerine LED olmayan LED ışık sistemleri ya da kuru jel oje seçenekleri, UV maruziyetini tamamen ortadan kaldırarak riskleri azaltabilir.

Sonuç olarak, jel ojelerin güzellik dünyasındaki yeri büyük olsa da, içerdiği kimyasal bileşenlerin uzun vadeli etkileri göz ardı edilmemeli. Özellikle kısırlık riski taşıyan kadınlar ve hamilelik planlayan bireyler, bilinçli tercih yaparak ve uzman önerilerine uyarak sağlıklarını koruyabilirler.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.