Güvenlik kaynakları, SDG terör örgütünün yıl sonuna kadar Suriye ordusuna tamamen entegre olacağını ve bu sürecin sonunda örgütün tamamen ortadan kalkmasını şart koştuğunu açıkladı. Türkiye, “örgüt kendini lağvedip bireysel olarak orduya entegre olacak” şeklinde bir tutum sergileyerek, Şam hükümetinde SDG üst yönetiminin yer almasını kesinlikle kabul etmeyeceğimizi belirtti.

10 Mart mutabakatı çerçevesinde, şartların yerine getirilmemesi halinde Suriye hükümetinin ülkenin bütünlüğünü korumak amacıyla bir operasyon başlatabileceği ve Türkiye’nin bu adıma tam destek vereceği vurgulandı. Kaynaklar, “Son dönemde bazı bölgelerde ufak çatışmalar yaşanıyor, hâlâ direnmeye çalışıyorlar. Ancak eninde sonunda entegre olacaklar. Çünkü ABD, Suriye ve Türkiye bu konuda mutabık” ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve devam etmesi için terör örgütü PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararına uygun olarak bulundukları tüm bölgelerde derhal terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler” dedi. Güler, “Terörsüz Türkiye hedefinin kalıcı olması için Suriye’deki silahlı unsurların merkezi yönetime hızlı bir şekilde entegre edilmesi gerektiğini” yineledi.
Güler, bölgedeki huzuru tehlikeye atacak hiçbir terör yapılanmasının varlığına izin verilmeyeceğini, YPG‑SDG örgütünün bölgesel aktörler tarafından bir aparat olarak kullanılmaya çalışıldığını ve bunun Türkiye’nin milli güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Güvenlik birimlerinden alınan bilgilere göre, Suriye ordusu SDG’ye verilen sürenin dolmasıyla birlikte kapsamlı bir operasyon hazırlığı içinde. Plan dahilinde 7 tümen ve yaklaşık 80 bin asker bölgeye sevk edilecek, ağır silahlar, insansız hava araçları, helikopterler ve savaş uçakları da kullanılacak. Deyrizor, Tişrin‑Karakozak, Tabka, Halsa, Ayn İsa ve Rakka cephelerinde İHA‑SİHA uçuşları yoğunlaştırılıyor ve öncü birliklerin nokta tayinleri yapılmış durumda.
Bu gelişmeler, bölgedeki jeopolitik dengelerin yeniden şekillenebileceği ve Türkiye‑Suriye ilişkilerinin yeni bir aşamaya girebileceği ihtimalini beraberinde getiriyor.