Türkiye, sınır komşusu Suriye’de faaliyet gösteren ve SDG (Suriye Demokratik Grubu) olarak adlandırılan terör örgütünün, kendini lağvedip Suriye ordusuna entegrasyon sürecini yakından izliyor. Güvenlik kaynakları, örgütün yıl sonuna kadar tam entegrasyon sağlaması gerektiğini ve bu sürenin 20 gün içinde dolacağını rapor etti. Türkiye, bu sürecin tamamlanmaması halinde bölgeye askeri müdahale hazırlığını net bir dille ifade etti.

10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde, Suriye hükümetinin ülkenin bütünlüğü ve güvenliği için gerekli adımları atması gerektiği vurgulandı. Güvenlik yetkilileri, şartların yerine getirilmemesi halinde Türkiye’nin Suriye ordusuyla birlikte operasyon yapma hakkını saklı tuttuğunu belirtti. Kaynaklar, “Bazı bölgelerde hâlâ ufak çatışmalar yaşanıyor, ancak entegrasyon kaçınılmaz” şeklinde açıklamalarda bulundu. ABD, Suriye ve Türkiye’nin bu konuda mutabık olduğu, İsrail’in ise ortamı karıştırmaya çalıştığı da ifade edildi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SDG’ye yönelik kritik bir uyarı yaptı: “Sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve devam etmesi için terör örgütü PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararına uygun olarak, bulundukları tüm bölgelerde derhal terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler.” Güler, “Terörsüz Türkiye” hedefinin kalıcı olabilmesi için Suriye’deki silahlı unsurların merkezi yönetime entegrasyonu gerektiğini vurguladı. Örgütün içinden gelen silah bırakma çağrılarını dikkate alarak dış müdahalelerin engellenmesini ve dönüşümün gecikmeden tamamlanmasını beklediklerini belirtti.
Güvenlik birimlerinden elde edilen yeni bilgilere göre, Suriye ordusu 7 tümen ve yaklaşık 80 bin askerin bölgeye sevk edilmesini planlıyor. Operasyon kapsamında ağır silahlar, insansız hava araçları (İHA‑SİHA), helikopterler ve savaş uçakları da kullanılacak. Deyrizor, Tişrin‑Karakozak, Tabka, Halsa, Ayn İsa ve Rakka cephelerinde gözetleme uçuşları yoğunlaştırılmış, öncü birliklerin nokta tayinleri yapılmıştır. Uzmanlar, bu hareketin bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendirebileceği ve Türkiye’nin güvenlik politikalarında yeni bir dönemi başlatabileceği görüşünde.
Uluslararası medyada YPG‑SDG örgütünün bölgesel aktörler tarafından bir aparat olarak kullanılmaya çalışıldığına dair analizler yayınlandı. Bu durumun yalnızca Suriye için değil, Türkiye’nin millî güvenliği için de ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. ABD ve Rusya’nın bu süreçteki tutumları, olası bir büyük çaplı operasyonun bölgesel jeopolitik dengeleri nasıl etkileyeceği konusundaki tartışmaları da beraberinde getirdi. Operasyonun gerçekleşmesi halinde, mülteci akışı, sınır güvenliği ve enerji altyapısı gibi kritik konularda yeni kriz senaryolarının gündeme gelmesi bekleniyor.