Eski Cumhurbaşkan Ersin Tatar, Lefkoşa’da bir grup Türk gazeteciyle yaptığı basın toplantısında, seçim yenilgisine ilişkin değerlendirmelerinin ortasında, “Cübbeli Ahmet’in duası bana yüzde 5 puan kaybettirdi” şeklinde bir açıklama yaptı. Tatar, bu sözleriyle seçim öncesi Ahmet’in sosyal medyada paylaştığı dua videosuna gönderme yaparak, “Bu halk öyle bir şey yemez, sen çıkıp bana dua edeceksin… O video herkese düştü, ben yapmadım, belki onlar yaptı” dedi.
Bu açıklamaların ardından Cübbeli Ahmet, sosyal medyada yaptığı açıklamada Tatar ile birden fazla kez görüştüğünü iddia etti. Ahmet, “Kendisi birkaç defa benimle görüştü. Görüntülü görüştüğü bir seferinde benden dua istedi, ben de ettim. Ne bileydim böyle itikatsız olduğunu? Sonradan duydum ki hanımı, Kıbrıs’ta okuyan başörtülü öğrencilere laf söylemiş. Bunu duyduktan sonra dua ettiğime pişman oldum” şeklinde bir açıklama yaptı.

Ersin Tatar, aynı gün sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamada, Ahmet’in iddialarını kesin bir dille reddetti: “Maalesef böyle bir açıklama yapmak zorunda kaldım. Ben Cübbeli Ahmet ile görüştüğümü hiç hatırlamıyorum. Kendisinden yaptığı o video ile dağıttığı duayı da istemem söz konusu olamaz”. Tatar’ın bu açıklaması, sosyal medyada geniş yankı buldu; birçok kullanıcı hem Tatar’ı hem de Ahmet’i eleştiren yorumlar yaptı, bazıları ise konunun siyaset dışına çıkarılmaması gerektiğini savundu.
Cübbeli Ahmet, iddialarını desteklemek amacıyla, ikili arasında gerçekleştiğini öne sürdüğü görüntülü konuşmanın tam kaydını paylaştı. Kayıtta, Ahmet’in Tatar’a şu sözleri söylediği görülüyor: “Madem ki sen kaybetmeni kendi yanlışlarına değil de bana bağladın, demek ki senin kaybetmen faydalıymış ki Allâh da beni sana duâ ettirip kaybettirdi”. Bu ifade, tartışmanın seyrini daha da kızıştırdı ve iki taraf arasında yeni bir polemik başlattı.
Siyaset uzmanları, bu tür kişisel ve dini temelli iddiaların seçim sonrası siyasi rekabetin bir parçası olabileceğini, ancak kamuoyunda kutuplaşmayı artırma riskinin bulunduğunu belirtiyor. Bir gözlemci, “Bu tür tartışmalar, özellikle Kıbrıs toplumu gibi hassas dengelere sahip bir ortamda, toplumsal barışı tehdit edebilir” diye uyardı.
İddiaların doğruluğu ve olası hukuki sonuçları merak konusu olurken, her iki taraf da medya üzerinden açıklamalar yapmaya devam ediyor. Olayın seyrinin nasıl gelişeceği ve Kıbrıs siyasetindeki etkileri önümüzdeki günlerde netleşecek.