ABD Dışişleri Bakanlığı, 2025 yılı içinde 85 binden fazla vizenin iptal edildiğini resmi bir açıklamayla duyurdu. Bu karar, güvenlik taramalarının sertleştirilmesi ve yeni göçmenlik politikalarının uygulanmasıyla alındı ve son on yılın en yüksek iptal sayısını temsil ediyor.

İptaller, turist, öğrenci, iş ve diğer geçici vize türlerini kapsıyor. Özellikle 8.000’den fazla öğrenci vizesi iptal edildi; bu sayı, 2024’teki öğrenci vizesi iptallerinin iki katından fazla. Bakanlık yetkilileri, bu uygulamanın sadece başvuru aşamasında değil, vizenin süresi boyunca devam eden güvenlik taramalarıyla da yürütüldüğünü vurguladı.
Resmi açıklamalara göre, iptallerin büyük bölümü kamu güvenliğine yönelik tehdit oluşturduğu değerlendirilen davranışlarla ilişkilendiriliyor. En sık rastlanan iptal nedenleri arasında alkollü araç kullanımı, saldırı suçları ve hırsızlık yer alıyor. Bir Dışişleri yetkilisi Fox News’e verdiği röportajda, “Topluluklarımızın güvenliğini tehdit eden kişilerin ülkemizde bulunmasına izin vermek istemiyoruz” şeklinde konuştu.
Bu iptal dalgası, Trump yönetiminin vize politikalarında son dönemde yaptığı kapsamlı değişikliklerin bir parçası olarak görülüyor. Yeni talimatların başlıca başlıkları şunlar:
• Geçici çalışma vizesi H‑1B başvurularına ilave güvenlik incelemeleri getirildi.
• ABD’de ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik davranışlarda bulunan yabancıların vizeleri reddedildi.
• 19 ülkeden göçmen kabulü geçici olarak durduruldu.
Ayrıca dış politika ve güvenlik gerekçeleriyle ek vize yaptırımları da hayata geçirildi. Nijerya’da Hristiyanlara yönelik saldırılardan sorumlu olduğu iddia edilen kişilere vize yasağı konuldu; Meksikalı bir havayolu şirketinin 6 yöneticisi ve aileleri ise göçmen kaçakçılığına yardım suçlamasıyla vizelerinin iptal edildiği bildirildi.
Kararın açıklanmasının ardından uluslararası insan hakları örgütleri ve öğrenci temsilcileri endişelerini dile getirdi. Birleşik Krallık Konsolosluğu, vize iptallerinin şeffaflık ve adil yargılama ilkelerine uygun şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti. ABD Kongresi içinde de bu politikaların etkileri tartışılıyor; bazı milletvekilleri, güvenlik önlemlerinin aşırı sert olduğunu ve akademik işbirliklerini olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.
Ekonomik analizciler ise, vizelerin bu denli geniş çapta iptal edilmesinin turizm ve eğitim sektörlerine doğrudan maliyet getireceğini, aynı zamanda ABD’nin küresel yetenek çekim kapasitesini zayıflatacağını öngörüyor.
Uzmanlar, güvenlik taramalarının gelişen teknoloji ve veri analitiği ile daha da karmaşıklaşacağını ve vize başvurularının daha uzun ve detaylı bir süreçten geçeceğini tahmin ediyor. Bununla birlikte, vize politikalarının siyasi dalgalanmalara bağlı olarak yeniden şekillenebileceği ve bir sonraki seçim döneminde daha yumuşak bir yaklaşımın gündeme gelebileceği öngörülüyor.
Bu gelişmeler, ABD’nin göçmenlik politikalarında yeni bir dönemin sinyallerini verirken, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde ve iç politikada geniş yankılar uyandırmaya devam edecek.