Maduro’nun Müttefikleriyle Kriz

Maduro’nun Müttefikleriyle Kriz
Yayınlama: 12.12.2025
2
A+
A-

Maduro, Çin ve Rusya’nın desteğinin yetersiz kaldığını ve ABD’nin artan baskısının Venezuela’yı yalnız bıraktığını iddia ediyor.

Maduro’nun Müttefikleriyle Kriz: Çin ve Rusya’nın Çekimserliği

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro son dönemde gerçek dostlarının kim olduğunu açıkça soruyor. “Bizim yanımızda kimler gerçekten duruyor?” diyerek, iki eski müttefik Çin ve Rusya’nın tutumunu sorguluyor.

Bir zamanlar Çin ve Rusya ile kurduğu stratejik ittifak, Hugo Chávez döneminde zirveye ulaşmış, sosyalist hükümetin hem mali hem de askeri açıdan desteklenmesini sağlamıştı. Ancak uzmanların uyarılarına göre, bu destek günümüzde büyük ölçüde sembolik hâle gelmiş; somut askeri yardımlar yerini diplomatik açıklamalara bırakmış durumda.

ABD’nin Karayipler’e nükleer denizaltı, casus uçakları ve yaklaşık 15 bin asker konuşlandırması, Trump yönetiminin Venezuela hava sahasını “tamamen kapalı” ilan etmesiyle birlikte bölgedeki gerilimi doruk noktasına taşıdı. Trump, bu hamlelerin uyuşturucu kaçakçılığına karşı olduğunu iddia etse de, birçok gözlemci ve hatta Maduro’nun kendisi, bu adımların temel amacının rejim değişikliği olduğunu düşünüyor.

Bu bağlamda, Maduro Ekim ayı sonunda hem Rusya hem de Çin’den askeri yardım talebinde bulundu. Washington Post’un elde ettiği belgelere göre, Venezuela Rusya’dan Sukhoi savaş uçaklarının onarımı, radar sistemlerinin iyileştirilmesi ve füze temini istedi. Ancak Moskova, bu talebe hâlâ somut bir yanıt vermedi; sadece diplomatik açıklamalarla yetindi.

Rus devlet haber ajansı Tass, Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov’un Kasım başında “sürekli çalışma temasları” olduğunu belirtmesiyle birlikte, Rusya’nın bu konudaki tutumunun hâlâ belirsiz olduğunu gösterdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakarova ise “gerginliğin tırmanması daha büyük sorunlara yol açar” diyerek temkinli bir tavır sergiledi.

Geçmişte, 2018 yılında Moskova, Venezuela’ya 100’den fazla pilot, askeri personel ve iki nükleer kapasiteli bombardıman uçağı göndererek aktif bir destek sağlamıştı. Ancak o dönemdeki destek, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesiyle birlikte kaynakların yeniden dağıtılması ve Batı’nın ağır yaptırımları nedeniyle büyük ölçüde azalttı.

Çin tarafına gelince, Maduro’nun Şi Cinping’e “genişletilmiş askeri işbirliği” talebinde bulunduğu bildirildi. Bunun yanı sıra, Çin’in radar tespit sistemlerinin üretimini hızlandırması ve mevcut kredilerin yeniden yapılandırılması isteniyor. 2005‑2022 yılları arasında Latin Amerika’da Çin kredilerinden en çok yararlanan ülke Venezuela oldu; bu kredilerin toplamı yaklaşık 60 milyar dolar ve Çin’in bölgedeki toplam kredi hacminin %40’ından fazlasını oluşturuyor.

Yine de, Pekin de askeri bir müdahale konusunda net bir adım atmadı. Çinin dış müdahale olarak nitelendirdiği durumları kınaması, bölgedeki “barış bölgesi” vurgusu ve ekonomik çıkarların ön planda olması, Pekin’in stratejik bir dengeyi korumaya çalıştığını gösteriyor.

Akademisyenler de bu durumu değerlendiriyor. Şili’deki Andrés Bello Üniversitesi Çin Çalışmaları Merkezi Direktörü Prof. Fernando Reyes Matta, “Trump yönetiminin başa gelmesiyle Venezuela, hem Pekin hem de Moskova için önceliği azalan bir ülke hâlinde” diyor. Prof. Vladimir Rouvinski ise Rusya’nın Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarıyla kaynaklarının tükenmekte olduğunu, bu yüzden Venezuela’ya daha fazla askeri yardım yapmanın riskli olduğunu vurguluyor.

Dolayısıyla, hem Rusya hem de Çin için Venezuela artık ideolojik bir bağdan çok, ekonomik bir yük haline gelmiş durumda. Pekin’in yeni kredileri azaltması ve mevcut kredileri geri almaya odaklanması, Caracas’ın ekonomik çöküşünün Çin’in desteğini de erittiğini gösteriyor.

Öte yandan, ABD’nin Venezuela’ya uyguladığı gümrük vergileri ve fentanil bağlantılı ürünlerdeki tarifeler, iki süper gücün de Caracas üzerindeki baskısını artırıyor. Trump ve Şi arasında Güney Kore’de gerçekleşen görüşme, bazı ticari tarifelerin düşürülmesini sağlasa da, jeopolitik gerilimler hâlâ yüksek seviyede.

Sonuç olarak, Maduro artık “tamamen yalnız” bir konumda. Hem Rusya hem de Çin, ABD’nin bölgedeki baskısını eleştirmeye devam ederken, somut bir askeri veya mali müdahale yapma istekleri sınırlı. Uzmanlar, bu durumun Venezuela’nın iç dinamiklerini de olumsuz etkilediğini, rejimin meşruiyet krizinin derinleştiğini ve gelecekteki seçimlerde daha fazla dış müdahalenin olası olduğunu belirtiyor.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.