Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 150 baz puanlık bir faiz indirimi gerçekleştirerek politika faizini %50’den %38’e çekti. Bu adım, piyasa beklentileriyle uyumlu olmakla birlikte, enflasyonun 2026’da yeniden yükselişe geçebileceği ihtimalini de gözler önüne serdi.
Karar sonrası yayınlanan metinde, Kasım ayındaki enflasyonun %1’in altına gerilemesi ve gıda fiyat artışlarının beklentilerin altında kalması vurgulandı. Ancak aynı metinde, enflasyon riskinin hâlâ devam ettiği ve özellikle “erken seçim” olasılığının risk faktörünü artırdığı belirtildi.

TCMB, 2026’nın ilk çeyreğinde faiz indirimlerine devam edilip edilmeyeceği konusundaki tutumunu ihtiyatlı olarak nitelendirdi. Banka, “Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir.” ifadelerini kullandı.
Uzmanların ortak görüşü, 2026’nın ikinci yarısında **erken seçim** kararının alınması durumunda enflasyonun yeniden tırmanabileceği yönünde. Bu senaryoda, Merkez Bankası’nın önceki yıl elde ettiği dezenflasyon kazanımlarının eriyebileceği ve para politikasının sıkılaştırılma ihtimalinin artacağı vurgulandı.
Faiz indiriminin ardından Borsa İstanbul (BIST 100) hafif yükseliş gösterdi, ancak döviz piyasasında Euro 50 TL seviyesini aştı. Dolar ise 42,6 TL civarında sabit kaldı. Bu durum, yatırımcıların **faiz indiriminin kısa vadeli likiditeyi canlandırdığı** ancak uzun vadeli enflasyon risklerinin hâlâ fiyatlandırıldığı algısını yansıtıyor.
Bankaların kredi verme maliyetleri de bu kararla birlikte düşüş gösterdi; bir hafta vadeli repo faizleri %42,5’ten %41’e geriledi. Ancak işletmeler, özellikle ihracatçıların, bu düşüşün yeterli olmadığını belirtti.
Prof. Dr. Sinan Alçın (İstanbul Kültür Üniversitesi): “2026’da esas risk, erken seçim kararı. Seçim sonrası enflasyonun yeniden yükselmesi, Merkez Bankası’nı daha temkinli bir tutuma zorlayacak.”
Doç. Dr. Caner Özdurak (Marbaş Menkul Değerler): “Faiz politikası enflasyona etkisini yitirmeye başladı. Ancak erken seçim gibi bir dışsal şok, faiz indirimlerinin durdurulmasına yol açabilir.”
Her iki uzman da, sadece faiz indirimlerinin enflasyonu kontrol altına almasının zor olduğunu, yapısal reformların ve hizmet sektöründeki fiyat kontrolünün kritik olduğunu vurguladı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, %38’lik politika faizinin hâlâ üreticilerin rekabet gücünü artırmak için yetersiz olduğunu belirtti. Gültepe, “Bu karar bir başlangıç adımı; ancak 2026’da sürdürülebilir bir faiz indirimi ve maliyetin gerçek anlamda hafiflemesi için daha fazla istikrar gerekiyor.” dedi.
İş dünyası, **faiz indirimlerinin devam etmesi** ve **enflasyonun %20’nin altına çekilebilmesi** için sadece para politikasının değil, aynı zamanda maliye politikası, yapısal reformlar ve özellikle hizmet sektörü fiyatlarının kontrol altına alınmasının gerektiğini vurguluyor.
1. Erken seçim gerçekleşirse: Enflasyonun yükselmesi olasılığı artar, Merkez Bankası sıkılaştırma yoluna gidebilir.
2. Seçim gecikirse: Enflasyonist baskılar sınırlı kalır, faiz indirimleri kademeli olarak devam edebilir.
3. Yapısal reformların uygulanması: Hizmet fiyatları, konut ve eğitim gibi kalıcı yüksek maliyet kalemleri kontrol altına alınırsa, enflasyonun %20’nin altına inmesi mümkün olabilir.
Bu senaryolar, hem para politikası hem de maliye politikası karar vericilerinin ortak hareket etmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.