ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz akşam Tayland Başbakanı Anutin Charnvirakul ve Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Her iki taraf da bu akşam itibarıyla tüm çatışmaları durdurmayı, benim ve Malezya Başbakanı Enver İbrahim’in yardımıyla aralarında imzalanan orijinal barış anlaşmasına geri dönmeyi kabul ettiler” ifadelerini kullandı.

Trump, görüşmenin “çok verimli” geçtiğini belirterek, iki ülkenin artık barışa ve ABD‑İşbirliğine dayalı ticaret ilişkilerine odaklanmaya hazır olduğunu vurguladı.
Tayland‑Kamboçya sınırındaki yaklaşık 817 kilometrelik hat, 20. yüzyılın başından beri egemenlik tartışmalarına sahne olmuştur. En son temmuz ayında, sınırda yaşanan mayın patlaması nedeniyle çok sayıda asker ölümü ve yaralanması meydana gelmiş, iki ülkede toplam 48 kişi hayatını kaybetmişti. Olay, 300 binin üzerinde sivilin hayatını etkiledi.
Aynı ay, ASEAN Zirvesi kapsamında Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve ABD Başkanı Trump’ın da katılımıyla ateşkes anlaşması imzalanmıştı. Ancak, ateşkesin uygulanması sırasında Tayland askerlerinin mayınlara basması ve Bangkok’un Kamboçya’yı sorumlu tutması, anlaşmanın askıya alınmasına yol açmıştı.
Trump, “Tayland yine de çok sert bir şekilde misilleme yaptı. Her iki ülke de barışa ve ABD ile ticarete devam etmeye hazır” diyerek, iki devletin ekonomik ve stratejik bağlarını güçlendirme niyetini yineledi. Başkan ayrıca, “Anutin ve Hun ile birlikte, aksi takdirde harika ve müreffeh iki ülke arasında büyük bir savaşa dönüşebilecek bir sorunu çözmek için çalışmaktan onur duyuyorum” şeklinde bir vurgu yaptı.
Uzmanlar, bu adımın sadece iki ülkeyi değil, tüm Güneydoğu Asya bölgesini istikrar yönünde etkileyebileceğini, özellikle de ABD‑Çin rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde bölgesel güvenliğe katkı sağlayacağını belirtiyor.
Yerel halk ve sivil toplum örgütleri ise, barış sürecinin sürdürülebilir olabilmesi için sınırda mayın temizleme ve mültecilerin güvenli bir şekilde geri dönüşünün sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bu gelişmeler ışığında, bölge ülkelerinin de diplomatik çabalarını artırması ve ASEAN içinde koordineli bir kriz yönetim mekanizması oluşturması bekleniyor.