Karaca Yönetim Kurulu Başkanı Arif Karaca tarafından anlatılan hikâye, 1973’te İstanbul’un Süleymaniye semtinde bir atölyede başlayan bir hayalin yarı asır süren serüvenine dönüşmesini gözler önüne seriyor.
O dönemde babasının kırtasiye mağazasında çalışan genç Arif, 9 yaşında Sivas’a toptan kitap alımına giden cesur bir yolculuk yaparak ticaretin temelini atmış, “Çok küçük yaşta insanları tanıdım, yaşımdan çok erken olgunlaştım” diyerek erken olgunluk sürecini anlatmıştır.
Babasıyla yaşadığı mali sıkıntılar, “Kırtasiye dükkanı kapandı” anı ve atölyeye geçiş, Karaca’nın borçlarını kapatıp işine yeni bir yön vermesinin kilometre taşı olmuştur. Bu dönemde “Oran” adıyla açılan atölye, sadece ürün satmak değil, el işçiliğiyle katma değer yaratmak misyonunu benimsemiştir.

1970’lerin sonları ve 1980’lerde, Türkiye’de sınırlı porselen ve cam fabrikası bulunması, Karaca’yı yurt dışı üretim arayışına yöneltmiştir. Arif Karaca, İtalya, Fransa, Kore, İran, Irak, Suriye ve Mısır’da fabrikaları gezerek, “Kendi markamızla üretim yapabileceklerini” söyleyen firmalarla anlaşmalar imzalamıştır.
Bu strateji sayesinde, Karaca ürünleri doğrudan depoya girmeden müşteriye sevk edilebilecek seviyeye ulaşmış, markanın küresel tedarik zinciri 43 ülkeye yayılan bir ağ haline gelmiştir. Aynı zamanda AR‑GE yatırımları, tasarım odaklı geliştirmeler ve sürdürülebilir malzeme kullanımı, markanın yenilikçi kimliğini pekiştirmiştir.
Günümüzde Karaca, sadece mutfak gereçleri ve ev tekstili değil, akıllı ev çözümleri, dijital platformlar ve e‑ticaret kanallarıyla da teknoloji odaklı bir portföy sunmaktadır.
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın liberal ekonomik politikaları, Türkiye’nin dış ticaret ortamını köklü bir şekilde değiştirmiştir. Karaca, “Özal sayesinde ithalat serbestleşti, vergiler ve gümrükler yeniden yapılandı; bu da yerli üreticiler için rekabeti artırdı” diyerek bu dönemin markanın büyümesindeki kritik rolünü vurgulamıştır.
Özal’ın serbest piyasa yaklaşımı, küçük züccaciye dükkanlarının bir anda büyük mağazalara dönüşmesine, İSTOÇ gibi büyük ticaret platformlarının kurulmasına olanak tanımıştır. Karaca da bu fırsatı yakalayarak 1978’de Tahtakale’de bir depo açmış, ancak arazi sorunları nedeniyle geçici olarak durdurulmuş; Özal’ın iktidara gelmesiyle yeni bir arazi tahsisi alarak bu problemi aşmıştır.
Arif Karaca, “Sabır, dürüstlük ve hesabını iyi bilmek” üç temel ilkeyi başarı için mutlaka gerektiğini ifade eder. Şirketin yeniden yapılandırdığı eski markalar (Jumbo, Emsan, Homend) ve sürdürülebilir üretim politikaları, bu ilkelere dayalı bir büyüme modeli sunmaktadır.
Karaca, “Milliyetçilik ancak işini en iyi yapmakla olur” diyerek, markanın yerel üretime ve ülke ekonomisine olan bağlılığını vurgular. Bu bağlamda, çevre dostu ambalajlar, yerel tedarikçi işbirlikleri ve sosyal sorumluluk projeleri şirketin stratejik öncelikleri arasında yer almaktadır.
Gelecek vizyonunda Karaca, dijital dönüşümün hızlandırılması, akıllı ev cihazları entegrasyonu ve küresel pazarlarda daha fazla sürdürülebilir ürün sunulması hedeflerini dile getirmiştir. “Her zaman en mükemmelini üretmeye çalışacağız” diyerek, kalite odaklı büyüme stratejisini yeniden teyit etmektedir.