Hemen hemen herkes öksürüğün ne kadar can sıkıcı bir şey olduğu konusunda hemfikir. Sıradan bir öksürük haftalarca sürebildiği gibi boğaz ağrısına, kas zorlanmalarına ve uykunun bölünmesine yol açabilir. Bu yüzden öksürük için çare aranması ve sorunun çözümüne yönelik ürünlerin geniş bir pazar olması şaşırtıcı değil.

BBC Radio 4 dinleyicilerinden birisi bu soruyu “Sliced Bread” (Bundan daha iyisi yok) programına gönderdi. Programın sunucusu Greg Foot, konunun uzmanı Manchester Üniversitesi göğüs hastalıkları profesörü Jacky Smith ile görüşerek iki temel öksürük tipine değindi: kuru ve gıcıklı öksürük ile balgam eşlik eden göğüs kaynaklı öksürük. Smith, her iki tip için de şurupların mevcut olduğunu, ancak doğal gıdaların daha güvenli bir alternatif sunduğunu belirtti.
Smith’e göre bilimsel açıdan en umut verici besin baldır. Balın, tatlılık sayesinde boğazda bir kaplama etkisi yaratarak öksürük refleksini bastırdığına dair bazı kanıtlar bulunuyor. Özellikle gece öksüren çocuklarda balın öksürük sıklığını azalttığı gösterilmiştir. Limon ise c vitamini içeriğiyle boğazdaki tahrişi azaltabilir; sıcak suya bir tatlı kaşığı bal ve birkaç damla limon eklemek, hem rahatlatıcı hem de hafif antibakteriyel bir etki sağlar.
“Maalesef zerdeçalın öksürüğü kestiğine dair bir kanıt olduğunu düşünmüyorum” diyen Smith, bunun yeterli araştırma eksikliğinden kaynaklandığını ekliyor. Ancak zerdeçalın anti‑inflamatuar özelliği, sıcak bir içecekle tüketildiğinde boğazdaki hafif iltihabı hafifletebilir.
Smith, zencefil ve sarımsağın boğaz ve solunum yollarındaki TRPA1 reseptörlerini etkileyebileceğini belirtiyor. Bu reseptörler, tahriş edici maddelere karşı alarm verir; zencefil veya sarımsakla uyarımı azaltmak, öksürüğü hafifletebilir. Tavsiye edilen doz: taze zencefil dilimlerini sıcak suda 5‑10 dakika demlemek; sarımsağı ise ezip bir çay kaşığı bal ile karıştırarak tüketmek.
Capsaicin, acı biberdeki yakıcı madde, bazı öksürük pastillerinde bulunur. Smith, teorik olarak bu maddenin boğazdaki duyusal sinirleri “doldurup” duyarsızlaştırabileceğini söylüyor. Ancak aşırı tüketim boğaz tahrişine yol açabilir; bu yüzden ölçülü kullanmak önemlidir.
Çikolatada bulunan theobromine adlı kimyasal, laboratuvar araştırmalarında öksürük refleksini hafifçe azaltmıştır. Etkisi çok düşük olsa da, yüksek kakao oranına sahip bitter çikolata (70‑% ve üzeri) tüketmek, bir miktar rahatlama sağlayabilir.
Smith, probiyotiklerin öksürük üzerindeki etkisinin araştırma aşamasında olduğunu vurguluyor. Bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemiyle ilişkisi göz önüne alındığında, uzun vadeli tüketimin potansiyel faydaları olabilir; ancak şu an için kesin bir öneri yapılamaz.
Yıllardır klinik deneyimlerinden yola çıkarak Smith, süt ve süt ürünlerinin balgamlı öksürüklerde boğazı kaplayarak semptomları kötüleştirebileceğini belirtiyor. Bilimsel kanıt eksikliği olsa da, özellikle akşamları soğuk süt tüketmek yerine ılık su veya bitki çayları tercih edilmesi önerilir.
Kafeinin öksürüğü doğrudan artırdığına dair net bir veri bulunmamakta. Ancak kafein, asit reflüsünü tetikleyebildiği için, reflü kaynaklı öksürüğü dolaylı olarak artırabilir. Bu yüzden akşamları kafeinli içeceklerden kaçınmak faydalı olabilir.
Smith, düzenli olarak sıcak su yudumlamanın ve hafif aromalı pastillerin boğazı nemlendirerek öksürük refleksini baskılayabileceğini vurguluyor. Yutkunma hareketi, boğazdaki hassas sinir uçlarını geçici olarak “kapatarak” rahatlama sağlar.
Özetle, mutfaktaki birçok doğal ürün tam bir tedavi yerine semptomları hafifletme ve rahatlama sağlama potansiyeline sahiptir. Bilimsel kanıtları güçlü olan bal ve limon, riskli olabilecek süt ve bazı baharatların yanında, kişisel toleransa göre dengeli bir şekilde kullanılmalıdır.