
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’den oluşan üç kişilik bir heyet, geçen hafta İmralı’da teröristbaşı Abdullah Öcalan ile bir araya geldi. Koçyiğit, Öcalan ile yapılan görüşmenin detaylarını şu sözlerle anlattı: “Ahlat ve Malazgirt’te Cumhurbaşkanı’nın konuşmasıyla başlayan süreç, 1 Ekim’de Sayın Bahçeli’nin el uzatmasıyla yeni bir boyuta taşındı. Öcalan bu süreci ‘devlet aklı’ olarak nitelendiriyor ve siyasetin de bu sürecin bir parçası olması gerektiğine inanıyor.”
Koçyiğit, sürecin başarısız olması durumunda “darbe mekanizmasının devreye girebileceği” tehlikesine dikkat çekti. Bu açıklamalar, siyasi arenada yeni bir gerilim dalgası yarattı.

Eski AK Parti milletvekili Şamil Tayyar, Koçyiğit’in “darbe mekanizması devreye girebilir” sözlerine bir canlı yayında değindi ve bu iddiaların “Devlet Bey” (Bahçeli) için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Tayyar, “Bu, Bahçeli’ye yönelik ilk kez doğrudan bir darbe tehdidi gibi ortaya çıktı” diyerek konunun ciddiyetine dikkat çekti.
Bu gelişmelerin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kamuoyunda yankı bulmuş ve Öcalan’ın komisyon ziyareti sırasında iddia edildiği gibi “Süreç başarılı olmazsa Bahçeli’ye darbe yapılacak” sözlerine yanıt verdi. Bahçeli, “Darbe iddiaları fasa fisodur, iftira ve isnatlar bizi yolumuzdan döndüremez. Tarihi bir fırsat eşiği önümüzde. Bu yüksek seviyeyi heba etmeye kimsenin hakkı yok” diyerek sözleri sert bir dille çürüttü.
Uzmanlar, Bahçeli’nin bu açıklamasını hem bir savunma hem de bir uyarı olarak yorumluyor. “Bahçeli, parti içindeki ve dışındaki muhalifleri sakinleştirirken aynı zamanda muhalefetin bu tür iddialarıyla oyunu bozmaya çalıştığını gösteriyor” diyen siyaset bilimciler, süreçteki “tarihî fırsat”ın ne anlama gelebileceğini tartışıyor. Eğer süreç başarılı olmazsa, mevcut siyasi dengeyi sarsabilecek bir “darbe mekanizması”na dönüş riskinin bulunduğu belirtiliyor.
Öte yandan, DEM Parti temsilcileri, Öcalan’ın bu açıklamalarıyla “devlet aklı”nı desteklediğini ve sürecin yalnızca bir seçim stratejisi olmadığını, aynı zamanda ulusal güvenlik ve toplumsal uzlaşı çerçevesinde bir adım olduğunu savunuyor.
Sonuç olarak, Türkiye siyasetinde yeni bir kırılma noktasına ulaşılmış gibi görünüyor. Bahçeli’nin “fasa fiso” tepkisi, bu gerilimin tırmanmasını önleyebilecek bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor.