
Alman federal arşivlerinde Michael Kast adında 18 yaşında bir gencin 1942 yılında Nazi Partisi (NSDAP) üyeliğine dair kimlik kartı bulundu. Kart, Eylül 1942 tarihli ve 9271831 üyelik numaralı olarak kayıtlara geçmiş. Jose Antonio Kast‘ın kampanyası tamamlandıktan kısa bir süre sonra bu belge, Şili’deki medya organları tarafından gündeme taşındı.

Federal arşiv yetkilileri, kimlik kartının Michael Kast‘ın, 1945 sonrası Latin Amerika’ya kaçan Nazilerin bir parçası olarak göç ettiğini doğruladı. Tarihçiler, Nazi savaş suçlularının birçoğunun Güney Amerika’ya sığındığını ve bu göçmenlerin arasında teknik uzmanlar, SS subayları ve politikacıların bulunduğunu vurguluyor. Michael Kast’ın 1949’da Şili’ye yerleştiği, burada iş dünyasına ve daha sonra siyasi çevrelere girdiği bildiriliyor.
Şili’de yeni seçilen başkan Jose Antonio Kast, aşırı sağ bir platformla iktidara geldi. Parti programı, göçmen karşıtı söylemler ve liberal politikalarla çatışma içeriyor. Bu yeni ortaya çıkan tarihsel belge, muhalefet partileri ve insan hakları örgütleri tarafından “kamuoyunu yanıltma” ve “aile geçmişinin gizlenmesi” suçlamalarıyla kullanılmaya başlandı. İnşaat ve enerji sektöründeki bağları nedeniyle bazı iş dünyası temsilcileri ise belgelerin doğruluğu konusunda temkinli bir tutum sergiliyor.
ABD’nin eski başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Jose Antonio Kast‘a tebrik mesajları göndererek “güçlü liderlik” ve “güvenilir ortak” ifadeleri kullandılar. Belgelerin ortaya çıkmasıyla birlikte bazı diplomatik kanalların, Şili’nin insan hakları geçmişi ve Nazi kaçaklarıyla ilişkileri üzerine yeni bir inceleme başlatabileceği spekülasyonları gündeme geldi.
Şu ana kadar Kast cephesi konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Beyaz Saray’da çalışan bir danışman, “Gerekli hukuki sürecin tamamlanmasını bekliyoruz; eğer kanıtlar kesinleşirse, ilgili kurumlarla iş birliği içinde olunacaktır” dedi. Hukuk uzmanları ise, Şili Anayasası’nın “aile geçmişi”yle ilgili bir sınırlama getirmediğini, ancak siyasi itibarın zarar görmesinin seçim sonrası politikaları etkileyebileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, Jose Antonio Kast‘ın liderliğinin ulusal ve uluslararası alanda izole olma riski taşıdığını; aynı zamanda muhalefetin bu belgeyi bir “güven krizi” yaratmak için kullanabileceğini öne sürüyor. Şili Parlamentosu’nda bir komisyonun, Nazi kaçaklarıyla ilişkili aile geçmişi olan kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatıp başlatmayacağı merak konusu.
Şili’nin yeni başkanı Jose Antonio Kast’ın babasının Nazi subayı olduğu iddiası, ülkenin tarihsel hafızası, güncel politikası ve dış ilişkileri üzerinde derin etkiler yaratabilecek bir skandal haline dönüşmüş durumda. Gelişmelerin nasıl şekilleneceği, hem Şili’deki seçim sonrası dengeleri hem de uluslararası diplomatik ilişkileri belirleyecek gibi görünüyor.