
Güllü olarak tanınan şarkıcı Gül Tut, 26 Eylül 2024 tarihinde Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi’ndeki 6 katlı evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Ölümünün ardından Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı; otopsi sonuçları İstanbul’da toprağa verildi.
Olayın ardından şarkıcının kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve arkadaşı Sultan Nur Ulu, İstanbul’a seyahat ederken polis tarafından yakalandı. Tuğyan “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklanırken, Sultan’a “ev hapsi” kararı verildi.

Gülter, avukatı eşliğinde Yalova Adliyesi’ne gelerek yaklaşık beş saat süren bir ifade verdi. İfade sırasında “Gece saatinde beni ablam aradı, çığlık atarak ‘Yağız koş, annem düştü, annem öldü diyorlar, koş.’ dedi.” şeklinde konuştu.
Gülter ayrıca evdeki güvenlik kameralarını online izleyebildiğini, görüntüleri kayıt altına aldığını ve polisle kamera kartları hakkında görüştüğünü belirtti. “Kameraların hafıza kartlarını çıkarmadınızsa telefonumdan geriye dönük izleyebileceğimizi söyledim.” dedi.
İfadesinde, ablası Tuğyan’ın ses kayıtlarında geçen “Camdan atacağım, atlayacak mısın camdan?” ve “Gerek var mı? Kelebek var mı?” gibi sözlerin ona ait olduğunu iddia etti. Bu iddia, medyada büyük yankı uyandırdı.
Gülter, annesinin alkol bağımlılığına ve ev içinde sürekli tartışmalara maruz kaldığını, ancak bu tartışmaların fiziksel şiddete dönüşmediğini vurguladı. “Annem her gün bir düzine bira sipariş ederdi, içtikten sonra hâlâ sohbet devam ederdi.” ifadeleri, ailenin iç dinamiklerine ışık tutuyor.
Gülter, eski menajer Çiğdem E. ile annesi arasındaki yakınlaşmayı, annesinin Fethiye’de bir dükkan açtığını ve bu dükkanı Çiğdem ile birlikte yönettiğini ortaya koydu. Ayrıca, annesinin geçmişte “Erdoğan” ve “İlker Karaman” gibi isimlerle ilişkisi olduğuna dair detaylar verdi.
Gülter, olay anında evin şifreli kapısının anahtarının kendisinde olmadığını, camı kırarak içeri girdiğini ve kapıyı açtıktan sonra evdeki çeşitli odaları dolaştığını anlattı. “Cam çift camlıydı, ilk yumruğumda birinci katmanı kırdım, ardından Seval teyzenin saksısından bir taş alarak camı kırdım.” ifadeleri, olay yerinin fiziki koşullarını gözler önüne seriyor.
Evde bulunan beş kamera arasında üçü çalışmıyor, bir tanesi kırık olduğu belirtilirken, kalan iki kamera ise kayıt yapabildiği söyleniyor. Gülter, annesinin odasındaki kasanın kilidinin bozuk olduğunu, değerli eşyaların taşınmadığını ve sadece bir yeşil sırt çantası aldığını belirtti.
Gülter, annesinin ölümünün intihar mı yoksa cinayet mi olduğuna dair net bir sonuca ulaşamadığını, ancak “gerçeğin ortaya çıkmasını” istediğini vurguladı. “Eğer annemi birileri öldürmüşse, sorumlu olan herkesin hesabını vermesini istiyorum.” ifadeleri, davanın hâlâ belirsizliğini gösteriyor.
Gülter, ablası Tuğyan’ın tutuklanmasının ardından ona bir kez daha bakıp bakmayacağına karar veremediğini, ancak “gerçekler ortaya çıktığında her şeyi konuşmaya hazır olacağım” dedi.
Olay, Yalova ve çevresinde sosyal medyada geniş yankı buldu; birçok kullanıcı “camdan atacağım” sözünün gerçek anlamı ve sorumluluğu hakkında tartışmalar yürüttü. Yerel basın, olayın aydınlatılması için adli tıp raporlarının ve kamera kayıtlarının detaylı incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, şiddetli aile içi çatışmaların ve alkol bağımlılığının benzer vakalarda ölüm riskini artırdığını belirterek, aile içi destek hizmetlerinin önemine dikkat çekti.