ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dün, Başkan Trump’ın emriyle terör listemizde bulunanlar tarafından işletilen 2 gemiye 2 ölümcül kinetik saldırı düzenlendi” ifadelerini kullandı. Hegseth, söz konusu gemilerin Pasifik’in doğusunda faaliyet gösteren büyük bir uyuşturucu kaçakçılığı rotasında yer aldığını ve uluslararası sularda illegal madde taşımak için kullanıldığını belirtti.

İddialara göre, ABD Donanması kinetik silah sistemleri kullanarak iki ayrı gemiye aynı anda saldırı gerçekleştirdi. Her iki gemide de 3’er kişi öldürüldü, ancak ABD askerleri veya deniz kuvvetleri bu operasyonda herhangi bir kayıp yaşamadı. Saldırıların uluslararası sularda gerçekleştirildiği vurgulandı; bu da olayın bir savaş eylemi olarak sınıflandırılabileceği anlamına geliyor.
Operasyonun duyurulmasının ardından, Pasifik bölgesindeki müttefik ülkelerden çeşitli tepkiler alındı. Bazı ülkeler, ABD’nin terör listesinde yer alan gruplara karşı sert bir tutum sergilemesinin bölgedeki suçla mücadelede önemli bir adım olduğunu savunurken, diğerleri ise uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini hatırlattı. Ayrıca, uluslararası insan hakları örgütleri sivil kayıpların incelenmesi ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, bu tür operasyonların gelecekte daha sık kullanılabileceğini, özellikle deniz yolu üzerinden gerçekleşen uyuşturucu kaçakçılığına karşı sert önlemler alınacağını öngörüyor. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve daha fazla kinetik saldırı teknolojisi geliştirmesi bekleniyor. Bununla birlikte, bölge ülkeleri arasında artan gerilimler ve diplomatik müzakereler de operasyona paralel olarak şekillenecek.
Bu saldırı, ABD’nin Pasifik’teki uyuşturucu kaçakçılığına karşı gösterdiği kararlılığın bir göstergesi olarak kayıtlara geçti. Ancak, operasyonun uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi ve olası yan etkileri hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor.