
2025 yılı itibarıyla ABD Senatosu, 901 milyar dolarlık 2026 savunma bütçesine onay verirken, 2019’da yürürlüğe giren ve Suriye’ye ekonomik kısıtlamalar getiren Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası‘nı tamamen iptal etti. Bu karar, Beyaz Saray’ın kapalı bir imza töreniyle onaylanarak resmiyet kazandı ve Suriye’de mevcut hükümetin dış yatırımlara erişimini yeniden açma potansiyeli taşıyor.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Kardeş Suriye’nin birliği, bütünlüğü ve istikrarı ülkemiz ve bölgemiz için çok önemlidir. Cumhurbaşkanımız, Suriye’nin geleceğe yürüyüşünde her zaman yanında olacağımıza dair güçlü bir irade ortaya koymuştur.” ifadeleriyle, Sezar Yasası’nın kaldırılmasını “bölgesel barışa büyük bir katkı” olarak nitelendirdi. Çelik, ayrıca “ABD’nin bu adımı, Suriye’nin yeniden inşası ve kalkınması için uluslararası işbirliğini güçlendirecek” şeklinde bir değerlendirme yaptı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli ise “ABD’nin Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımları yürürlükten kaldırmasını memnuniyetle karşılıyoruz.” diyerek, bu adımın “ülkemizin bölgesel güvenlik ve refah hedefleriyle uyumlu” olduğunu vurguladı. Keçeli, aynı zamanda “Suriye’nin yeniden inşası sürecinde yabancı yatırım ve yardımların akışını hızlandırması bekleniyor” şeklinde bir temenni dile getirdi.

Sezar Yasası’nın kaldırılması, 2026 savunma bütçesindeki en dikkat çeken maddelerden biri olarak rapor edildi. Uzmanlar, bu değişikliğin yalnızca Suriye’ye odaklı bir yaptırım mekanizmasının sonunu getirmekle kalmayıp, aynı zamanda ABD’nin Orta Doğu politikalarında daha esnek bir yaklaşım benimseyeceğine işaret ediyor. Bu çerçevede, Washington’un bölgedeki askeri varlığını yeniden yapılandırma ve diplomatik ilişkileri yoğunlaştırma stratejisi de yeniden değerlendiriliyor.
Yasanın yürürlükten kaldırılmasıyla, Mart 2025’te kurulan Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, uluslararası yatırımcıların gözdesi olmaya başladı. Analistler, “Yabancı sermaye akışı, altyapı projeleri ve enerji sektöründe yeni fırsatlar yaratabilir” tahmininde bulunuyor. Bunun yanı sıra, Suriye’nin yeniden istikrar kazanması, Türkiye’nin sınır güvenliği ve mülteci akışının kontrolü açısından da kritik bir öneme sahip.
Diğer bölge ülkeleri ve Avrupa Birliği, ABD’nin bu adımını “kapsamlı bir diplomatik sinyal” olarak yorumlayarak, Suriye’de barış sürecine destek vermeye yönelik yeni inisiyatifler hazırladıklarını açıkladı. Türkiye ise, bu süreci “kardeş ülkemizle ortak çıkarlarımızı güçlendiren bir dönüm noktası” olarak konumlandırdı.