
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Karabük Valiliği’nde yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni yıl başında kamuoyuna duyurmasının ardından ceza adaletinin etkinliğini artırmaya yönelik kapsamlı bir dizi paket ve kanun çalışması gerçekleştirildiğini vurguladı. 11. Yargı Paketinin bu hafta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve 40 maddeden oluşan kapsamlı düzenlemeler içerdiğini belirtti.
“Bu paket, Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu, Ceza Güvenlik Tedbirleri Kanunu ve Ceza Usul Kanunu gibi 13 farklı kanunda değişiklikler yapıyor.”

10. Yargı Paketi sayesinde denetimli serbestlikten kaynaklanan “cezasızlık algısı” tamamen ortadan kaldırıldı. İki yılın altında suç işleyen kişilerin cezaevinde kalma süresi net bir şekilde belirlendi ve “hiç cezaevine girmeden” ifadesi tarihe karıştı. Bu düzenleme, suç işleyen gençlerin topluma entegrasyonunu zorlaştırmadan, caydırıcı etkisini artırmayı hedefliyor.
Yeni paket, örgüt kurma ve yönetme cezalarını 4‑8 yıldan 5‑10 yıla yükselterek, suç örgütlerinin faaliyetlerini zorlaştırıyor. Üyelik cezası da üst sınırını 4 yıldan 5 yıla çıkararak, örgütlü suçların önlenmesinde daha sert bir tutum sergileniyor.
Adalet Bakanı, çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasını önlemek amacıyla yeni bir maddeyi yasalaştırdığını ve Meclis Araştırma Komisyonu aracılığıyla 18 yaş altı çocukların hem mağdur hem de suça sürüklenmiş çocuklar olarak ayrı ayrı koruma ve rehabilitasyon mekanizmaları geliştireceklerini duyurdu. “Bu kapsamda, çocukların suç örgütlerine kazandırılması ve suça itilmesi önlenecek, caydırıcı maddelerle desteklenecek.” Bu adım, Türkiye’de ilk kez çocukların örgüt suçları kapsamında kullanılmasına doğrudan caydırıcılık getiren bir düzenlemedir.
Meskün mahallelerde silah atma suçu, 6 aydan 3 yıla, 1 yıldan 5 yıla çıkarıldı. Düğün, nişan ve kutlama gibi toplu etkinliklerde silah ateşiyle oluşabilecek tehlikeler için yarı oranında ek artırım getirilerek toplam ceza süresi 7,5 yıla kadar çıkabiliyor. Bu düzenleme, özellikle kırsal bölgelerdeki sosyal kutlamaların güvenliğini artırmayı amaçlıyor.
Yol kesme artık müstakil bir suç olarak tanımlandı ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Aracı farklı bir yöne zorlayan eylemlerde ise ceza iki yıldan beşe kadar çıkabiliyor. Taksirle yaralama cezaları da yükseltilerek, basit yaralama için üst sınır iki yıla, çoklu yaralama için ise beş yıla kadar çıkarıldı.
Yeni düzenlemelerle, bilişim suçları kapsamında bankaların 48 saat içinde hesapları dondurması zorunlu kılındı. Güveni kötüye kullanma ve araç kiralama suçlarında da caydırıcı maddeler eklendi. “Bu sayede dijital ortamda işlenen suçların etkisi hızlı bir şekilde sınırlanabilecek.” Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ise telefon hatları üzerindeki dolandırıcılık riskini azaltmak için hat sayısı sınırlama ve yabancı hatların tespiti yetkisi aldı.
Artık dolandırıcılık suçları ağırlıklı olarak Asliye Ceza Mahkemelerinde görülerek yargı süreçleri hızlandırılıyor, ağır ceza mahkemelerinin iş yükü hafifletiliyor. Bu düzenleme, mağdurların daha çabuk tazminat almasını ve adli sürecin etkinliğini artırıyor.
Sosyal medyada hakaret suçları uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme sistemine alındı. Bu sayede suçların önüne geçmek ve mahkeme maliyetlerini düşürmek hedefleniyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla, yüz yüze ve çevrimiçi hakaretler aynı şekilde ön ödeme kapsamında değerlendiriliyor.
Suç işleyen akıl hastalarına en az bir yıl tedavi zorunluluğu getirildi. Müebbet hapis cezası alanların ise en az bir yıl sağlık kurumunda kalması ve 10 yıldan uzun cezalar alındığında en az 6 ay tedavi süresi uygulanıyor. Bu düzenleme, suçluların topluma yeniden kazandırılmasını ve tekrarlayan suç riskinin azaltılmasını amaçlıyor.
Covid‑19 sürecinde ceza indirimleri bir af olarak değil, sadece belirli bir tarihe kadar uygulanmıştı. 31 Temmuz 2023 tarihinden önce karar kesinleşen ve cezaevinde bulunanlar için şartlı salıvermeye üç yıl daha erken girme fırsatı tanındı. Kadına yönelik şiddet, terör ve çocuk istismarı gibi ağır suçlar bu kapsama dahil edilmedi.
Bakan Tunç, Libya’da gerçekleşen uçak kazasının ardından yürütülen adli ve teknik incelemelerin sürdüğünü, DNA tespiti, kara kutusu analizi ve uluslararası iş birliğiyle kazanın nedeninin belirlenmeye çalışıldığını açıkladı. “Libya halkına baş sağlığı diliyoruz” diyerek duygusal bir kapanış yaptı.