Özel dikilmiş takım elbisesi ve geriye taranmış saçlarıyla Suriye’nin geçiş yönetimi devlet başkanı Ahmed Şara, uluslararası kamuoyu önündeki imajını kökten değiştiriyor. Görünümü, bir zamanlar “cihadçı” olarak tanımlanan liderin artık “diplomat” kimliğine büründüğünün sinyali.

Şara, ABD’nin kendisini küresel terörizm listesinden çıkarmasından sadece iki gün sonra resmi bir ziyaret için Washington’a gitti. Bu ziyarette, Donald Trump tarafından “sert bir adam, çok güçlü bir geçmişe sahip” şeklinde övgü alması, dönüşümünün uluslararası sahnedeki en belirgin göstergelerinden biri oldu.
2016’da El Kaide’ye bağlı Hayat Tahrir el‑Şam (HTŞ) örgütünün kuzeybatı Suriye’deki en büyük kalesi olan İdlib’i kontrol etmesiyle Şara, bölgedeki militanların en önde gelen lideri konumuna yükseldi. Ancak 2017’de HTŞ, siyasi ve idari bir uzantı olarak Suriye Kurtuluş Hükümeti (SKH)ni kurarak sivil bir yönetime geçiş yaptı; eğitim, sağlık ve altyapı hizmetleri için bir bakanlık sistemi ve şeriat danışma konseyleri oluşturuldu.
Bu dönemde Şara’nın giyimi de değişti. Geleneksel cihadçı kıyafetlerinden Batı tarzı takım elbiselere geçişi, sembolik bir dönüşümün parçası olarak yorumlandı. Uzmanlar, bu “görünüm politikası”nın uluslararası kamuoyu nezdinde meşruiyet kazandırma stratejisi olduğunu belirtiyor.
Şara, ABD’nin terör listesine koyduğu dönemin hemen ardından Washington’a seyahat ederek, ABD Başkanı Donald Trump ile bir dizi stratejik görüşme gerçekleştirdi. Görüşme, hem Suriye’ye uygulanan ekonomik yaptırımların hafifletilmesi hem de bölgedeki istikrarın sağlanması konusunda yeni bir yol haritası sunmayı amaçladı.
Bu süreçte Şara, Eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na hitap etti ve Suriye’nin “dünya milletleri arasında hak ettiği yeri geri aldığını” vurguladı. Aynı konuşmada, yaptırımların kaldırılması ve Suriye’nin yeniden uluslararası toplum içinde kabul görmesi çağrısında bulundu.
İdlib, dört milyonluk bir yerinden edilmiş nüfusa ev sahipliği yapıyor ve Şara’nın “yeniden inşa” politikalarının en somut uygulama alanı. Şara, bölgedeki kampları ziyaret etti, yardım dağıtımını denetledi ve özellikle 2023 Şubat depremi sonrasında kriz yönetimi konusunda aktif rol oynadı.
HTŞ’nin İdlib’te yürüttüğü reformlar arasında, insan hakları ihlalleriyle suçlanan güvenlik birimlerinin dağıtılması, vatandaşların şikayetlerini iletebileceği bir “şikayet dairesi” kurulması ve yerel yöneticilerle düzenli istişare mekanizmalarının oluşturulması yer alıyor. Ancak eleştirmenler, bu reformların “gösteri amaçlı” olduğunu ve gerçek bir demokratikleşme sürecine dönüşmediğini savunuyor.
Şara’nın geçmişi, El Kaide’ye katılımı ve ABD güçleri tarafından bir dönem hapse atılması gibi unsurları hâlâ uluslararası kamuoyunda tartışma yaratıyor. Ayrıca, HTŞ’nin hâlâ “cihadçı” unsurlarıyla bağlantılı olduğu ve diğer isyancı grupları dışlamaya yönelik politikaları, bölgedeki insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor.
Bu arada, Şara’nın ABD’ye varışından saatler önce, Suriye güvenlik güçlerinin “IŞİD üyesi olduğu şüphesiyle” tutukladığı onlarca kişi gözaltına alındı. Şara, bu tutuklamaların adil bir yargı sürecine tabi tutulacağını vaat etti ancak uygulamanın ne ölçüde gerçekleştiği hâlâ belirsiz.
Özetle, Ahmed Şara’nın cihadçı bir militan olmaktan uluslararası sahnede bir diplomata dönüşmesi, bölgesel dengeleri ve Suriye’nin iç politikalarını yeniden şekillendiriyor. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilirliği, haklı eleştirilerin giderilmesi ve gerçek demokratik reformların hayata geçirilmesine bağlı.