
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız, İzmir Şehir Tiyatroları’nın son dönemdeki harcama politikalarını ve idari yapıdaki değişiklikleri “kamu kaynaklarının sorumsuz kullanımına” benzetti. Yıldız, belediyenin mali durumu zor bir süreçteyken tek bir oyun prodüksiyonu için 4 milyon liranin üzerine bir bütçe ayrılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“Bu kadar büyük bir harcama, şehir sakinlerinin temel hizmetlerinden fedakarlık etmesi anlamına gelmemeli.” diyerek, mali şeffaflık ve önceliklendirme çağrısında bulundu.

Yıldız, İzmir Şehir Tiyatroları’nın 2021 yılında “AK Parti, MHP, İYİ Parti ve CHP’nin oy birliğiyle” kurulduğunu hatırlatarak, bu kurumun “İstanbul Şehir Tiyatroları’nın modelini İzmir’de yeniden canlandırma” misyonunu taşıdığını belirtti. O dönemde Yücel Erten Genel Sanat Yönetmeni iken, sınav sisteminin ve özerk yönetmeliğin hazırlanması sürecine Yıldız’ın da aktif katılımı olduğunu sözlerine ekledi.
Geçtiğimiz hafta sahneye konulan “Cadı Kazanı” adlı oyun, Yıldız’ın dikkatini çekti. Yıldız, oyunun prodüksiyon maliyetinin detaylarını şu şekilde açıkladı: 3 milyon lira dekor, 600 bin lira yönetmenlik, 350 bin lira ışık tasarımı ve diğer yan giderlerle toplam harcamanın 4,1 milyon lirayı aştığını belirtti. Bu rakamların, belediyenin aynı dönemdeki genel bütçe açığıyla karşılaştırıldığında “göz ardı edilemez bir tutar” olduğunu vurguladı.
Yıldız, belediyenin içinde bulunduğu “ekonomik darbe” ortamını hatırlatarak, “işçi maaşları gecikiyor, avans sistemine mahkumiyet artıyor, emeklilik ve kıdem tazminatları düzenli ödenmiyor” şeklinde bir tablo çizmeye çalıştı. Bu koşullarda, tek bir tiyatro oyunu için bu kadar büyük bir bütçenin ayrılmasının, kamu hizmetlerinin önceliğini sarsacağı görüşünü dile getirdi.
Yıldız, Şehir Tiyatroları’nın yönetimindeki son değişikliklerin, “sanatsal özerkliği tamamen ortadan kaldıran, iki kişinin inisiyatifine dayanan bir yapıya” dönüştüğünü iddia etti. Levent Üzümcü’nün yönetimindeki yeni düzenin, “sosyal medya paylaşımlarıyla yönlendirilmesi ve sanatçıların karar alma süreçlerinden dışlanması” olarak nitelendirildi. Yıldız, “Sanatın toplumun hassasiyetleriyle ve manevi değerleriyle oynama hakkı yoktur” diyerek, Üzümcü’nün bir sosyal medya gönderisini örnek gösterdi.
Yıldız, Yücel Erten dönemi sırasında 32 kadrolu sanatçının bulunduğunu, Levent Üzümcü yönetiminde ise 20 yeni sanatçının daha eklenerek toplam 52 kadrolu bir yapı oluşturulduğunu belirtti. Ancak bu artışın, “sözleşmeli ihalelerle dışarıdan yönetmen, yönetmen yardımcısı ve oyuncu getirilmesi” ile gerçekleştiğini ve bunun “özerk bir tiyatronun temel ilkelerine aykırı” olduğunu savundu.
Yıldız, “Belediyenin mali tabloyu göz önünde bulundurarak, öncelikli olarak hizmet alanında tasarruf yapılmalı; kültür ve sanat harcamaları da şeffaf ve denetlenebilir bir çerçevede yürütülmelidir.” dedi. Ayrıca, sanat yönetiminde yeniden özerk bir yapı kurulması, mevcut kadrolu sanatçılara öncelik tanınması ve dış ihalelerin azaltılması yönünde önerilerde bulundu. “İzmir’de sanat, halkın hizmetinden ayrı bir ayrıcalık olmamalı; aksine toplumsal faydayı artırmalı.” diyerek konuşmasını tamamladı.