
Prof. Dr. Mehmet Polat, ISUBÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi olarak, konvansiyonel yöntemlerle yıllar süren ak zambak çoğaltma sürecini laboratuvar ortamına taşıdıklarını belirtti. “Steril ortamda, katı besin ortamları ve büyüme düzenleyiciler sayesinde bir bitkiden türüne göre 3‑30 yeni bitki elde edebiliyoruz.” dedi. Bu sayede, çiftçilerin ve üreticilerin bekleme süresi önemli ölçüde azalıyor.

İlk adımda dış ortamdan temin edilen ak zambak soğanları dezenfekte edilerek steril besin ortamına yerleştirilir. Ardından in vitro ortamda köklenme ve sürgün gelişimi sağlanır. Polat, “Alt kültürlerle tekrarlanan bu süreç, hedeflenen sayıya ulaşana kadar devam ediyor.” şeklinde sürecin tekrarlanabilirliğini vurguladı. Çoğaltma tamamlandıktan sonra, bitkiler dört ayrı serada sıcaklık, ışık ve nem kontrolü yapılan “yoğun bakım odaları”na alınarak dış koşullara alıştırılır. Bu adım, bitkilerin doğal ortamda hayatta kalmasını garanti eder.
Polat, laboratuvarın sadece lisans ve lisansüstü tez çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda TÜBİTAK ve çeşitli bitkisel araştırma projeleriyle desteklendiğini belirtti. Özel sektörle yürütülen AR‑GE çalışmaları, ak zambak üretim süresini ortalama 3 yıldan 2 yıla düşürmeyi hedefliyor. Polat, “Bu yenilik, hem üreticilere hem de ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayacak.” şeklinde konuştu.
Dr. Öğretim Üyesi İlknur Eskimez, ak zambak soğanlarındaki sekonder metabolitlerin ilaç sektöründe, çiçeklerinin ise kozmetik ve parfümeri endüstrilerinde yüksek talep gördüğünü açıkladı. Eskimez, “Soğanları steril ederek 12 ay kesintisiz, hastalıksız üretim sağlıyoruz; bu da kaliteyi ve verimi artırıyor.” dedi. Ayrıca, ak zambağın büyük bir kısmının Hollanda gibi ülkelere ihraç edildiğini, Türkiye’de ise henüz güçlü bir üretim altyapısının oluşmadığını vurguladı.
Bu çalışmalar, doğal türlerin korunması, yerli üretimin artırılması ve ülke dışı pazarların çeşitlendirilmesi açısından kritik bir adım olarak görülüyor.