İngiltere, Avustralya ve İsveç’in önde gelen üniversitelerinden oluşan çok disiplinli bir ekip, İngiliz Biyobankası’ndan temin edilen 60 000’den fazla katılımcının verilerini inceledi. Katılımcıların diyet alışkanlıkları, Akdeniz Diyeti Bağlılık Tarama Aracı ve Akdeniz Diyeti Piramidi skorlarıyla ölçülerek, takip süresi boyunca (ortalama 10 yıl) demans tanısı alıp almadıkları kaydedildi.
“Diyetleri Akdeniz diyeti özelliklerine daha yakın olan bireylerin demans geliştirme riskinin çok daha düşük olduğunu bulduk” diye açıklayan Dr. Oliver Shannon, çalışmanın baş yazarlarından biri ve Newcastle Üniversitesi’nde beslenme‑yaşlanma dersleri veriyor.
Bu kapsamlı veri seti, genetik risk faktörleri, yaşam tarzı değişkenleri ve kronik hastalık geçmişi gibi kontrol değişkenleriyle birlikte analiz edildi; böylece diyetin bağımsız etkisi net bir biçimde ortaya konulmuş oldu.

Akdeniz diyeti, bol meyve, sebze, baklagil, tam tahıllar, balık ve zeytinyağı üzerine kurulu bir beslenme modelidir. Süt ürünleri (özellikle peynir ve yoğurt) orta seviyede, kırmızı et ve tereyağı gibi doymuş yağlar ise sınırlı miktarda tüketilir. Bu beslenme şekli, anti‑inflamatuar ve anti‑oksidan bileşenlerin (örneğin polifenoller, omega‑3 yağ asitleri) yüksek olduğu bir ortam yaratır.
Şannon’un eklediği gibi, “Tek bir gıda tek başına demans riskini düşürmez; bütünsel bir diyet kombinasyonu bu koruyucu etkiyi sağlar”. Bu, diyetin sinerjik etkisinin altını çizerken, bireysel besin öğelerinin de ayrı ayrı faydalarını vurguluyor.
Dr. Oliver Shannon, sonuçları şöyle özetliyor: “Akdeniz diyeti puanları yüksek olan bireylerin demans riskindeki azalma %23‑%25 arasında değişiyor. Bu oran, genetik olarak yüksek risk taşıyan kişilerde bile benzer bir koruma sağlıyor.”
Exeter Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. David Lewellyn, bu bulguların daha önceki çalışmalarla uyumlu olduğunu ve diyeti “DASH” ve “MIND” gibi benzer koruyucu diyetlerle karşılaştırıldığında da benzer beyin sağlığı faydaları sağladığını” belirtiyor.
Lewellyn ayrıca, “Sağlıklı yağlar, lif ve düşük işlenmiş gıda içeriği, kalp damar hastalığı ve tip 2 diyabet gibi demans riskini artıran kronik hastalıkların önlenmesine de katkıda bulunur” diyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, demans vakaları 2019’da 57 milyondan 2050’de 153 milyona çıkması bekleniyor. Bu dramatik artış, yaşlanan nüfus ve yaşam tarzı değişiklikleriyle paralel seyrediyor. Araştırmacılar, diyetin yanı sıra fiziksel aktivite, sosyal etkileşim ve zihinsel uyarımın da risk azaltıcı etkileri olduğunu vurguluyor.
Akdeniz diyetinin beyin sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, anti‑inflamatuar, anti‑oksidan ve metabolik düzenleyici mekanizmalarla açıklanıyor. Özellikle, omega‑3 yağ asitleri sinaptik plastisiteyi desteklerken, polifenoller hücre membranını serbest radikallerden korur.
Uzmanlar, diyete hemen büyük değişiklikler yapmak zorunda olmadığını, “Küçük, sürdürülebilir adımlar” atmanın da etkili olacağını belirtiyor. Örneğin, haftada en az iki kez balık tüketmek, yemeklerde tereyağı yerine zeytinyağı kullanmak ve işlenmiş atıştırmalıkları tam tahıllı seçeneklerle değiştirmek yeterli bir başlangıç olabilir.
Şu an tanı konmuş hastalar için ise, diyet değişikliğinin demans ilerlemesini durdurduğuna dair kesin bir kanıt bulunmamakta. Yine de, beslenme alışkanlıklarını iyileştirmek genel sağlık durumunu güçlendirir ve hastalığın sekonder komplikasyonlarını azaltabilir.
Sonuç olarak, Akdeniz diyeti sadece kalp‑damar sağlığı için değil, aynı zamanda beyin sağlığı için de kritik bir koruyucu faktör olarak öne çıkıyor. Gelecek nesillerin daha sağlıklı bir zihinsel fonksiyonla yaşaması, bu beslenme modelinin yaygınlaştırılmasıyla mümkün olabilir.
Akdeniz diyeti gerçekten harika bir beslenme planı. Bol bol meyve, sebze, balık tüketmek ve zeytinyağını tercih etmek beyin sağlığı için çok faydalı.