Almanya başkanlığındaki Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Rusya’ya ait devlet varlıklarının Ukrayna’ya uzun vadeli kredi olarak yönlendirilmesi için hukuki bir çerçeve oluşturma sürecinde. Danimarka’nın AB Konseyi dönem başkanlığı açıklamasına göre, öncelikle dondurulmuş varlıkların Rusya’ya iadesi süresiz olarak yasaklanacak. Bu adım, mevcut yaptırımların etkinliğini artırmayı ve varlıkların doğrudan Ukrayna’nın finansmanına aktarılmasını mümkün kılacak.

Planın temelinde, oy birliği yerine nitelikli çoğunluk prensibi bulunuyor. Bu yaklaşım, Macaristan gibi ülkelerin veto gücünü sınırlayarak, AB’nin ortak dış politika tutumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Özellikle Budapeşte’nin, varlıkların serbest bırakılmasına karşı olası veto engeli, bu mekanizmanın tasarımında kritik bir faktör olarak değerlendirildi.
Şu an Rusya Merkez Bankası’na ait yaklaşık 210 milyar euroluk varlık, Euroclear tarafından yönetiliyor ve bu varlıkların 185 milyar euroyu dondurulmuş durumda. Mevcut AB yaptırım düzenlemesi, bu fonların her altı ayda bir uzatılmasını şart koşuyor; bu da kredilerin uzun vadeli planlamasını zorlaştırıyor. Yeni mekanizma, bu süreci kaldırarak fonların doğrudan Ukrayna’nın yeniden yapılandırma projelerine yönlendirilmesini sağlayacak.
Belçika Başbakanı Bart de Wever, planın hayata geçmesi için üç koşul getirdi: (1) risklerin AB genelinde paylaşılacağına dair güvence, (2) yeterli mali garanti ve (3) kapsamlı likidite ve risk koruması. Belçika’nın Euroclear üzerinden yönettiği büyük fonlar, planın uygulanabilirliği açısından kritik bir engel olarak görülüyor. De Wever ayrıca, Fransa, İsveç ve Kıbrıs gibi diğer AB ülkelerinin de benzer varlıklara sahip olması nedeniyle, bu ülkelerin de sürece dahil edilmesini şart koşuyor.
AB liderleri, yeni düzenlemeyi önümüzdeki hafta yapılacak AB Zirvesi’nden önce onaylamayı hedefliyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, planın başarıyla sonuçlanması halinde, Ukrayna’nın enerji, altyapı ve yeniden inşa projeleri için ihtiyaç duyduğu finansmanın büyük bir kısmının bu kaynaklardan sağlanabileceğini vurguluyor. Uzmanlar, mekanizmanın hayata geçmesi durumunda Rus ekonomisine ek baskı getireceğini ve AB’nin ortak dış politika dayanıklılığını artıracağını belirtiyor. Ancak, planın uygulanması sırasında oluşabilecek yasal itirazlar ve olası Rus misillemeleri, AB’nin iç dinamiklerinde yeni tartışmalara yol açabilir.