Avrupa Birliği Konseyi dönem başkanlığını üstlenen Danimarka, AB içinde dondurulmuş Rus varlıklarının geri iadesinin süresiz olarak yasaklanacağını duyurdu. Bu karar, Rusya Merkez Bankası’na ait 210 milyar euroluk fonların büyük bir kısmının (185 milyar euro) Euroclear aracılığıyla yönetilmesi nedeniyle kritik bir adım olarak görülüyor.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, planın AB zirvesinden önce kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Merz, “Ukrayna’nın savaş sonrası yeniden inşası için finansal kaynakların hızla sağlanması, Avrupa’nın güvenlik ve dayanıklılık stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır” diyerek, Belçika Başbakanı Bart de Wever’ı da ikna etmeyi hedeflediklerini belirtti. Merz’in açıklamaları, Almanya’nın bu girişimdeki itici gücünü ve AB içindeki diplomatik çabalarını özetliyor.
Belçika hükümeti, planın getireceği hukuki ve mali riskleri gerekçe göstererek temkinli bir tutum sergiliyor. De Wever, “Planın AB genelinde risk paylaşımına dair kesin bir güvence, ilk aşamadan itibaren yeterli mali teminat ve tüm vatandaş ve şirketler için kapsamlı likidite koruması” olmadan destek verilemeyeceğini söyledi. Bu şartlar, AB’nin oy çokluğuyla karar alırken aynı zamanda tek bir ülkenin veto gücünü sınırlama çabalarını yansıtıyor.
AB’nin “İşleyişi Hakkındaki Antlaşma”nın 122. maddesi, ekonomik krizlerde “uygun önlemlerin” nitelikli çoğunlukla alınmasını öngörüyor. Bu çerçevede, Rus varlıklarının süresiz dondurulması ve bu fonların Ukrayna’ya kredi olarak aktarılması, oy çokluğuna dayalı bir kararla hayata geçirilecek. Böylece Macaristan’ın olası vetosu, oy birliği yerine oy çokluğu şartıyla aşılmış olacak.
Uzmanlar, dondurulmuş varlıkların uzun vadeli kredilere dönüştürülmesinin, AB ekonomisinin savaş risklerinden korunmasına yardımcı olacağını vurguluyor. Bunun yanı sıra, Rusya’nın misilleme olarak Avrupalı bireylere ve şirketlere el koyma gibi adımlar atma ihtimali, AB içinde yeni bir güvenlik ve finansal dayanıklılık tartışması başlatıyor. Plan, aynı zamanda AB’nin Rusya’ya karşı ekonomik baskısını artırırken, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecine doğrudan bir finansal destek kanalı sağlayacak.
Planın, önümüzdeki hafta yapılacak AB Zirvesi’nde resmi olarak kabul edilmesi hedefleniyor. Zirveye katılacak liderler arasında, Almanya, Fransa, İsveç ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi varlık sahibi ülkeler de bulunuyor. Bu ülkeler, planın uygulanabilirliğini artırmak için ortak bir mali garanti fonu oluşturma fikrini gündeme getirdiler.
AB’nin bu hamlesi, hem enerji güvenliği hem de kredi piyasaları açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. Ukrayna’nın finansman ihtiyacını karşılamak için Rus varlıklarının kullanılmasına izin veren mekanizma, uluslararası hukukun sınırlarını zorlayarak, benzer krizlerde referans alınabilecek bir model oluşturabilir.
Almanya ve AB’nin Rus varlıklarını krediye dönüştürme planı, Avrupa’nın jeopolitik ve ekonomik stratejisinde yeni bir sayfa açıyor. Oy çokluğuna dayalı karar süreci, AB içindeki farklı ulusal çıkarların dengeye oturtulması ve ortak bir dış politika oluşturulması adına önemli bir test olacak. Planın başarısı, AB’nin gelecekte benzer durumlarla karşılaştığında ne kadar hızlı ve etkili hareket edebileceğini gösteren bir gösterge niteliğinde.