
ABD Merkez Bankası (Fed), geçen hafta politika faizini 25 baz puan indirerek %3,50‑%3,75 aralığına çekti. Doların değer kaybetmesi ve küresel faiz getirilerinin düşmesi, altını yeniden cazip bir yatırım aracı hâline getirdi. Bu gelişme, hem kısa vadeli hem de orta vadeli yatırımcıların dikkatini altına çekti.

Ons altın, 4.300 dolar seviyesini aştı ve bu rakam, yılın ilk yarısında görülen en yüksek değerlerden biri. Türkiye’de gram altın ise üç gün içinde 200 TL artış göstererek 5.940 TL seviyesine ulaştı. Bu hızlı yükseliş, yatırımcıların döviz ve enflasyon riskine karşı altına yönelmesini güçlendirdi.
İstanbul’da faaliyet gösteren kuyumcu Nasir Amcalar, “Faiz indirimiyle birlikte altın talebi artmaya başladı. Ons altının 4.300 dolar seviyesini aşması ve gram altının 5.940 TL’ye çıkması, piyasanın bu yönde ilerlediğinin açık bir göstergesi” dedi. Amcalar, yıl sonu için gram altının 6.000 TL seviyesine ulaşmasını hedeflediklerini, 2026 yılında ise Fed’in faiz indirimlerine devam etmesi halinde yeni rekorların oluşabileceğini vurguladı.
Ekonomist Dr. Selim Yılmaz ise, “Türkiye’de enflasyonun yüksek seyretmesi, yerli yatırımcının altına yönelmesini kaçınılmaz kılıyor. Eğer Fed faiz indirim politikasını sürdürürse, hem dolar hem de euro karşısında altının değeri daha da artabilir” şeklinde bir analiz sundu.
Altına paralel olarak gümüş talebi de yükseliyor. Amcalar, “Gümüş, yüzde olarak daha yüksek kazanç sağladı ancak yatırımcıların tercihi hâlâ altın” diyerek, altının hâlâ güvenli liman konumunu koruduğunu belirtti. Çeyrek altın 9.500 TL, yarım altın 19.000 TL ve tam altın ise 38.000 TL civarında işlem görüyor.
Bu yükseliş, **döviz kurlarındaki dalgalanma**, **enflasyon beklentileri** ve **küresel jeopolitik riskler** ile birleştiğinde, yatırımcıların portföylerinde altına daha yüksek bir pay ayırmalarını tetikleyebilir. Uzmanlar, yatırımcıların risk yönetimini göz önünde bulundurarak, sadece altına değil, çeşitlendirilmiş bir varlık sepetine yönelmelerinin faydalı olacağını hatırlatıyor.