
Altın, 2025’in son haftalarına girerken küresel ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle yükseliş trendini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz indirim takvimini netleştirememesi, piyasaları güvenli liman arayışına itiyor.

Bu gelişmeler, altının sadece bir yatırım aracı olarak değil, aynı zamanda sistemik risklere karşı koruma enstrümanı olarak da algılanmasına yol açıyor. Uluslararası finans kuruluşları, 2026’ya doğru uzanan bir belirsizlik periyodunun altın talebini daha da artıracağını öngörüyor.
Türkiye’de altın fiyatları, küresel ons hareketlerinin yanı sıra yüksek enflasyon, sıkı para politikaları ve TL’nin reel değerindeki dalgalanmalarla şekilleniyor. Cari denge, rezerv yönetimi ve dış finansman ihtiyacı gibi makroekonomik göstergeler, yıl sonuna yaklaşırken altın talebini destekleyen temel faktörler arasında yer alıyor. Fiziki altına olan talep, düğün sezonunun gerilemesine rağmen yatırım amaçlı alımlarla canlılığını koruyor.
DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, “Altın fiyatlarındaki yükseliş yalnızca dönemsel bir dalgalanma değil, aynı zamanda küresel sistemin yeniden şekillendiğinin bir yansımasıdır” diyerek altını güvenli liman konumuna yerleştiriyor. Kitiş, gümüşün de sanayi ve yatırım talebinin kesişim noktasında stratejik bir varlık olduğunu vurgulayarak, “Gümüş, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve savunma sanayii gibi alanlarda kritik bir rol oynuyor” şeklinde ekledi.
2025 yılına dair öngörüler, altın ve gümüşün yıl sonuna doğru güçlü bir seyrini koruyacağını gösteriyor. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikaları, doların tek başına güvenli liman konumunu sorgularken altına olan ilgiyi artırıyor. Gümüş ise hem yatırımcı portföylerinde çeşitlendirme aracı hem de teknolojik dönüşümün fayda sağladığı sektörlerde kritik bir hammadde olarak öne çıkıyor. Analistler, küresel büyümenin yavaşlaması ve yüksek kamu borçluluğu nedeniyle, değerli metallerin stratejik bir koruma unsuru olarak daha da önem kazanacağını belirtiyor.
Altın, jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizlikler karşısında güvenli liman özelliğini pekiştirirken, gümüş de sanayi talebinin artmasıyla paralel bir yükseliş gösteriyor. Yatırımcıların, bu iki kıymetli metalin portföylerindeki ağırlığını yeniden değerlendirerek uzun vadeli bir denge ve güven arayışına yönelmeleri öneriliyor.