
Ons altın, 2024 yılının başından bu yana %71 oranında değer kazanarak tarihindeki en hızlı yükselişlerden birine imza attı. Uzmanların uzun süredir beklediği Fed’in 2026 yılında iki faiz indirimi yapma ihtimali, fiyatları destekleyen başlıca makroekonomik faktörlerden biri olarak görülüyor. Düşük faiz ortamı, getirisi olmayan değerli metallere yönelen sermayeyi besleyerek altının talebini artırıyor.

Altın fiyatının yükselmesinde jeopolitik gelişmelerin rolü göz ardı edilemez. ABD’nin Venezuela’ya yönelik petrol ambargosunu genişletmesi, Rusya’nın Akdeniz’de “gölge filosu” olarak nitelendirdiği bir tankerinin Ukrayna tarafından hedef alınması gibi olaylar, küresel risk algısını tırmandırdı. Riskli yatırım araçlarından kaçış ve güvenli liman talebi, altının değerini daha da yukarı taşıdı.
Ayrıca, birçok merkez bankasının son aylarda altın rezervlerini yoğunlaştırması ve altına dayalı ETF’lere yapılan yeni girişimler, fiyatların yükselişini pekiştiren yapısal destek unsurları olarak kayıtlara geçti.
CNNTÜRK’te yaptığı açıklamalarda Memiş, “1979’dan bu yana altın fiyatlarında bu ölçekte bir artış yaşanmadı. 46 yıllık tarihî bir zirveden bahsediyoruz” diyerek yükselişi tarihsel bir perspektife oturttu. Uzman, altının “puslu havaları sevdiğini”, savaş, ekonomik kriz ve enflasyon dönemlerinde güvenli liman olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Ancak Memiş, bu pozitif tabloyun yanı sıra “Altının yükselmesi savaş demektir, enflasyon demektir, bir şeylerin yolunda gitmediği anlamına gelir” ifadesiyle riskleri de gözler önüne serdi. Kısa vadede yatırımcıların kısmen korunabileceği söylenirken, uzun vadeli sevinç için bir neden bulunmadığını belirtti.
Memiş, 2025 yılında dünya genelinde merkez bankalarının “yoğun şekilde altın stokladığını” ve bunun “savaş hazırlığı” olarak yorumlanabileceğini vurguladı. Bu bağlamda, altın fiyatındaki dalgalanmaların yalnızca ekonomik göstergelerle değil, aynı zamanda **jeopolitik stratejik hamlelerle** şekillendiği bir gerçeklik haline geldi.
Uzman, yatırımcılara “Belirsizlik ortamında dikkatli hareket etmelerini, portföy çeşitliliğini artırarak riskleri dengelemelerini” önerdi. Altının uzun vadeli bir değer saklama aracı olma özelliği, ancak kısa vadeli volatilitenin de göz ardı edilmemesi gerektiği mesajını verdi.