Antalya’nın Kepez ilçesinde, Yükseliş Mahallesi’nde yer alan bir ortaokulda, 12 yaşındaki 7. sınıf öğrencisi Y.E.K. (takma isim) teneffüs sonrası sınıfa girerken başka bir sınıfta öğrenim gören bir kız öğrenci tarafından itildi. Öğrencinin düşüşü, sınıf içinde kullanılan mermer zeminin köşesine çarpmasına ve boyun bölgesinde derin bir yara oluşmasına neden oldu.
Anne Çiğdem Filiz, olayın hemen ardından oğlunun durumu hakkında bilgilendirilmediğini belirterek, okul yönetiminin bu ciddi yaralanmayı kendisine ancak çocuğu eve gönderildiğinde duyurduğunu iddia etti. “Benim oğluma bir zarar geliyorsa önce bana haber verilmeli. Okul idaresinin sorumsuzluğu ve ihmalkarlığı yüzünden oğlum bir ders boyunca okulda tutuluyor,” diyerek tepkisini dile getirdi.
Polise şikayetçi olan anne, olayın ardından darp raporu alarak resmi bir şikayet sürecine başladı. Okulun güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği ve bu görüntülerin olayın gerçeklerini doğruladığı belirtildi.
Okul müdürü ve güvenlik birimi yetkilileri, olayın tarafsız bir şekilde incelendiğini ve ilgili görsel kayıtların ilgili birimlere iletildiğini söyledi. Ancak anne Filiz, okulun önleyici ve koruyucu sorumluluğunu yerine getirmediğini ve öğrencilerin güvenli bir ortamda eğitim alması gerektiğini vurguladı.
Filiz, daha önce de çocuğunun benzer zorbalık vakaları yaşadığını ve bu durumların yargıya taşındığını, ancak somut bir sonuç alınamadığını ifade etti. “Daha önce de darp raporlarımız ve delillerimizle şikayetçi olduk ancak herhangi bir sonuç alamadık,” dedi.
Pedagoji ve çocuk psikolojisi uzmanları, akran zorbalığının hem fiziksel hem de psikolojik etkilerinin uzun vadeli olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, okulların zorbalıkla mücadele politikalarını güçlendirmesi, öğretmen ve öğrencilere düzenli farkındalık eğitimleri vermesi gerektiğini belirtiyor.
Özellikle mermer gibi sert zeminlerin bulunduğu sınıflarda, çarpma riskini azaltmak amacıyla koruyucu ekipman ve yumuşak zemin kaplamalarının kullanılması öneriliyor. Ayrıca, zorbalık olaylarının anında kaydedilmesi ve aileye hızlı bir şekilde bildirilmesi, hem mağdurun haklarının korunması hem de sorumluların cezai süreçlerle yüzleşmesi açısından kritik bir adım olarak görülüyor.
Olayın sosyal medyada geniş yankı bulması, yerel halk ve ebeveynler arasında benzer vakaların artışı konusunda endişe yaratırken, bazı ebeveynler okul yönetimlerine daha sıkı denetim ve denetim mekanizmalarının oluşturulmasını talep ediyor. “Okulun güvenliği sadece öğretmenlerin sorumluluğu değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın da sorumluluğudur,” diyen bir veli, konunun sadece bir okul sorunu olmadığını vurguladı.

Bu tür vakaların önüne geçmek için, okul yönetimlerinin zorbalık raporlarını titizlikle incelemesi, mağdur aileleriyle iletişimi güçlendirmesi ve gerekli hukuki adımları zamanında atması gerekmektedir. Çocukların eğitim gördükleri ortamların güvenli ve şiddetten uzak olması, toplumun geleceği açısından hayati bir öneme sahiptir.