
Antalya’da bir yaşındaki kız çocuğuna yabancı uyruklu annesi tarafından uygulanan şiddet anları, babanın şüphe üzerine evine yerleştirdiği gizli güvenlik kamerası sayesinde ortaya çıktı. Görüntüleri izleyen baba Osman Vesek, şoke edici sahneler karşısında “Tokatlıyor, terlikle vuruyor, ayaklarından tutup kanepeye fırlatıyor. Sonra hiçbir şey olmamış gibi makyaj yapmaya devam ediyor” dedi.

Bu görüntülerde annenin çocuğa defalarca darp ettiği, tokat attığı, terlikle vurduğu ve ayaklarından tutarak koltuğa fırlattığı anlar net bir şekilde görülüyor.
Vesek, “Bir yaşında kız çocuğum var. Eşimin çocuğuma şiddet uyguladığını ve darp ettiğini bizzat gördüm. Çocuğumun vücudundaki bazı morluklardan şüphelenmem ve çevremdeki insanların uyarıları üzerine evimin oturma odasına gizli kamera kurdum” şeklinde konuştu. Yaklaşık bir haftalık izleme sonunda üç‑dört video kaydı elde etti ve bu delilleri Antalya Adliyesine sundu.
Baba, bu şiddetin tek seferlik olmadığını, çocuğun 4 aylıkken de Konya’da benzer bir şiddet olayına maruz kaldığını iddia etti. O dönemde anne, çocuğu kucağından çekip kanepeye atarak çocuğun yüzüstü düşmesine ve nefesinin kesilmesine neden olmuş. Olayın ardından ambulans ve polis müdahalesi gerçekleşmiş, ancak delil eksikliği nedeniyle resmi bir süreç başlatılamamıştı. Vesek, bu tecrübenin onu kamerayı kurmaya iten en önemli faktör olduğunu belirtti.
Vesek, tüm delilleri emniyete teslim etti ve “Koruma ve uzaklaştırma kararı” talebinde bulundu. Şu an çocuğun bakımı babaannesinin yanında devam ederken, adli makamların olayı ivedilikle soruşturacağı ve koruyucu kararların en kısa sürede verileceği bildirildi. Avukatının da desteğiyle, eşine karşı boşanma davası açacağını açıkladı.
Türkiye’de 5398 sayılı Aile, Çocuk ve Kadınların Korunması Kanunu çerçevesinde aile içi şiddet suçları ağır cezalara tabi tutulmaktadır. Çocuk Koruma ve Rehabilitasyon Merkezleri (ÇKRM) ve Aile, Çocuk, Kadın Danışma Merkezleri (ACKDM) gibi kurumlar, mağdur ailelere psikolojik destek ve hukuki danışmanlık sağlamaktadır. Uzmanlar, benzer durumların önüne geçmek için gizli kamera uygulamalarının yasal çerçevede ve mahkeme kararıyla yapılması, sosyal hizmetlerin erken müdahale sistemlerinin güçlendirilmesi ve toplumda şiddetle mücadele bilincinin artırılmasını öneriyor.
Bu trajik olay, çocukların güvenliğinin ne kadar kırılgan olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu hatırlatıyor.