
Antalya’nın Kepez ilçesinde, Fabrikalar Mahallesi’nde bulunan 6 kardeşin ortak olduğu 6.000 metrekarelik arsa için Mustafa Bektaş 2023 Temmuz ayında inşaata başladı. Noter huzurunda imzalanan sözleşmeye göre, müteahhit toplam 15 daire inşa edecek, arsa sahiplerine ise 7 daire tahsis edilecekti. Sözleşmenin bir diğer maddesinde, Bektaş’ın ortak olduğu 15. dairenin yarı hissesi karşılığında kardeşlere 1 000 000 TL ödeme yapması öngörülmüştü. İnşaatın ilerlemesi, bölge sakinleri arasında büyük bir beklenti yaratmıştı.

Bektaş, inşaatın devam ettiği sırada bazı daireleri farklı alıcılarla sözleşme yaparak satmaya başladı. Ancak 2024 Nisan ayında kardeşler, “Kiralanan evimizden çıkarıldık” diyerek, henüz çatı, cam, kapı ve su‑elektrik tesisatı olmayan, sadece tuğla duvarlarla çevrili yarı inşa edilmiş bölümlere yerleşti. Bu durum, müteahhitin işlerini tamamen durdurdu ve ustaları da işten çıkarmasına yol açtı. Bektaş, “Ustaları kovadular, çünkü işgalciler çalışmamıza izin vermiyor” şeklinde şikayetini yineledi.
Durumu kontrol altına alamayan Bektaş, polis ve belediyeye başvurarak resmi bir şikayette bulundu. Son aşamada ise işgal eden kardeşler hakkında tahliye davası açtı. Dava sürecinin hâlâ devam ettiği ve kesin bir sonuç alınamadığı belirtiliyor. “14‑15 aydır bu işgalden dolayı sorun yaşıyorum. Polisten, belediyeden, adli makamlardan yardım talep ettim ancak sonuç alamadım” diyen müteahhit, mahkemenin kararını bekliyor.
İşgal nedeniyle 1,5 yıldır durma noktasına gelen bu proje, Bektaş’ın diğer inşaat işlerini de sekteye uğrattı. Satışını gerçekleştirdiği daire sahiplerine ödemelerini yapamadı ve yeni projelerinin finansmanı tehlikeye girdi. “Maddi ve manevi çok zararım var. Bu durum diğer işlerimi de aksattı” ifadeleri, yaşanan krizin kapsamını ortaya koyuyor.
Türkiye’de inşaat sözleşmeleri, özellikle arsa sahibi‑müteahhit ilişkileri, Noter huzurunda imzalanması ve “Taahhütname” gibi belgelerle korunur. Ancak sözleşmede işgal durumuna dair açık bir hüküm bulunmadığı için, tarafların haklarını savunması daha karmaşık bir hâl alıyor. Uzmanlar, benzer durumların önüne geçmek için sözleşmelere “işgal ve tahliye şartları” eklenmesini öneriyor.
Kepez sakinleri, inşaatın yarım kalmasının bölge estetiğine ve güvenliğine zarar verdiğini belirtiyor. Belediye yetkilileri, olayın çözümü için “gerekli denetimleri yapacaklarını” ve “hukuki sürecin hızlı ilerlemesini” vaat etti. Öte yandan, arsa sahipleri ise “ödenen yarı hisse karşılığında dairelerin teslim edilmesini” ve “borçların ödenmesini” talep ediyor.
Bektaş, “Arsa sahipleri çıkarılırsa 3‑4 ay içinde inşaatı tamamlayıp tapularını teslim edeceğim” diyerek, projenin hâlâ bir çıkış yolu olduğunu vurguluyor. Ancak bu hedefin gerçekleşebilmesi, mahkeme kararına ve işgalcilerin tahliyesine bağlı.
Antalya’da yaşanan bu inşaat krizi, gayrimenkul sektöründeki sözleşme güvenliğinin ne kadar kırılgan olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Taraflar arasındaki anlaşmazlığın çözümü, hem yerel ekonomi hem de bölge sakinlerinin yaşam kalitesi açısından kritik bir öneme sahip.