
Erdoğan, memleketi Güneysu’da gerçekleştirilen bir etkinlikte, iki genç kadın öğretmen adayıyla yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdi. Kadınlar, “Biz size güvendik. Kontenjanlar bir zamanlar 800 iken şimdi 29’a düştü” diyerek, öğretmen atama krizinin boyutlarını vurguladı.
Görüşmede, adayların defalarca Ankara’ya gelmek zorunda kaldıkları, ancak hiçbir yetkiliyle görüşme fırsatı bulamadıkları belirtildi. “Geldik, görüştürmediler” diyen kadınlar, kapıların kendilerine kapandığını ve bu durumun bir yalan olduğunu savundu.
Başkan, adayların iddialarına karşı “Bak yalan konuşuyorsun! Benim partimin kapısı kimseye kapanmaz!” şeklinde sert bir yanıt verdi. Ayrıca, “Benim yerim burası değil, Ankara’ya gelseydiniz” diyerek sorunun çözümünün Ankara’da olması gerektiğini vurguladı.
Görüşmenin ilerleyen anında, Erdoğan’ın koruması elindeki mavi dosyayı göstererek “Dosyanız bu değil mi?” sorusunu yöneltti. Kadınlar dosyanın kendilerine ait olduğunu teyit ederken, Erdoğan yine “Ankara’ya gelseydiniz, Millî Eğitim Bakanımızı çağırırdık” diye ekledi.
Bir diğer anekdotta, adayların “Muhsin Bey” isimli bir yetkiliye yönlendirilmesi talebi üzerine Erdoğan, “Muhsin kim?” sorusunu sordu ve yanıt olarak “Korumanız” aldığını söyledi.
Görüşmenin kaydedildiği video 
sonrasında bir öğretmen adayı, sosyal medya hesabından paylaştığı bir mesajda, Erdoğan’ın talimatıyla AK Parti Rize İl Başkanı Yılmaz Katmer’in sürece dahil olduğunu ve birlikte bir rapor hazırlandığını duyurdu.
Türkiye genelinde 2024-2025 öğretmen atama süreci, kontenjanların %96’sının kapandığı bir tabloyla tarih kitaplarına geçti. Özellikle kırsal ve doğu illerinde, öğretmen açığı ve atama bekleyen binlerce aday, benzer şikayetlerde bulunuyor. Bu durum, geçtiğimiz yıllarda çeşitli sivil toplum örgütlerinin ve öğretmen sendikalarının protestolarına yol açmış, hükümet ise yeni atama programları ve geçici istihdam çözümleri vaat etmişti. Ancak Rize örneği, sorunun hâlâ çözülmediğini ve yüksek profilli politikacılarla doğrudan temasın bile tatmin edici bir sonuç vermediğini gösteriyor.
Bu görüşme, hem öğretmen adaylarının yaşadığı hayal kırıklığını hem de siyasi liderlerin bu tür krizlere karşı gösterdiği iletişim tarzını gözler önüne seriyor. Görülen tutum, kamuoyunda geniş yankı uyandırarak siyasi sorumluluk ve insan odaklı politika tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.