
Geçtiğimiz hafta gazeteci Mehmet Akif Ersoy, uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındı ve ardından mahkeme kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ersoy’un tutuklanması, hem basında hem de sosyal medyada geniş yankı buldu; birçok kişi tutuklamanın ardında siyasi bir motivasyon olduğunu iddia etti.

Bu süreçte, Ersoy’un avukatı olarak adı geçen Serkan Toper de iddiaların odağında yer aldı. Toper, daha önce kendisinin de gözaltına alındığı yönündeki spekülasyonları yalanlamıştı; ancak yeni gelişmeler ışığında bir açıklama yaptı.
Tip milletvekili Ahmet Şık, Medyascope yayınında Toper’in sözlerini şu şekilde aktardı: “Şu anda sessizce izlemeyi tercih ediyorum. İddiaların hiçbirini kabul etmiyorum. Siyasi bir operasyon çekiliyor.” Toper, bu ifadeyle hem kendi konumunu korumak hem de sürecin arkasındaki olası siyasi dinamikleri gözler önüne sermek istedi.
Tutuklamanın hemen ardından Ersoy, tutuklu bulunduğu cezaevinde bir açıklama yaptı ve “Siyasi operasyon var” diyerek tutuklamanın hukuki bir gerekçeden ziyade siyasi bir amaç taşıdığını savundu. Açıklamasının ardından bir süre medya organlarından gelen baskı ve kamuoyunun tepkileri nedeniyle Ersoy, açıklamasını bir miktar geri çekti ve daha temkinli bir dil kullanmaya başladı.
Hukuk ve siyaset alanında uzman bazı akademisyenler, bu tür durumların Türkiye’de zaman zaman “siyasi operasyon” olarak nitelendirildiğini, fakat somut delillerin ortaya konmadıkça iddiaların kanıtlanamaz olduğunu belirtiyor. Uzmanlar ayrıca, hem gazetecilerin hem de avukatların bu tür süreçlerde sessiz kalmayı tercih edebileceğinin, yasal risklerden ve olası baskılardan kaçınmak için bir strateji olabileceğini vurguluyor.
Bu gelişmeler, hem basın özgürlüğü hem de hukuk devleti açısından tartışma yaratmaya devam ediyor. Kamuoyu, sürecin şeffaflığı ve yargı bağımsızlığı konusunda daha fazla bilgi talep ederken, siyasi figürlerin ve hukuk çevrelerinin açıklamaları da mercek altına alınıyor.