
51 yaşındaki Emin Tezcan, Tabaklar Mahallesi İzzet Baysal Caddesi’nde küçük dükkanında yarım asırlık birikimini hâlâ ayakkabı tamirciliğine adıyor. Kışın soğuk hava koşulları, ayakkabıların hem konfor hem de güvenlik açısından yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. “Ayakları üşüyen vatandaşlar için ayakkabı içerisine yün keçe koyuyoruz. Bu sayede ayakkabının içi daha sıcak oluyor” diyerek geleneksel bir yöntemi hâlâ aktif olarak kullandığını belirtiyor.

Kazara kaygan zeminlerde oluşabilecek kaymaları önlemek amacıyla poli tabanlı ayakkabılar öneriyor. “Bu tabanlar, üzerinde diş olmasa dahi yere bastığınızda zemini tutma özelliğine sahiptir ve kaymayı önler” diye ekliyor.
Ülke genelindeki ekonomik dalgalanmalar, vatandaşların yeni ayakkabı almak yerine mevcut ayakkabılarını tamir ettirmeyi tercih etmesine yol açtı. Tezcan, “Ekonomik şartlar nedeniyle tamire talep çok arttı, ancak bu artış sektördeki genç iş gücünün azalmasıyla çelişiyor” şeklinde bir çelişkiyi dile getirdi.
İmitasyon ürünlerin soğuk havada çabuk yıprandığını da vurgulayan usta, “Deri ayakkabılar kışın daha uzun ömürlü oluyor, ama doğru bakım yapılmazsa çabuk aşınır” dedi.
En büyük endişesi, mesleğin geleceğinin belirsiz olması. “Belki de bu mesleğin son temsilcileriyiz” diyerek çırak bulma zorluğuna dikkat çekiyor. Gençlerin teknoloji ve hızlı tüketim kültürüne yönelmesi, geleneksel el işçiliğinin geride kalmasına sebep oluyor.
Tezcan, “Kendi işini yapan bir ayakkabı tamircisi, bugün asgari ücretin üzerinde bir kazanç sağlayabilir, ancak bu işi sürdürmek için yeni nesillerin eğitilmesi şart” diye ekledi.
Bu bağlamda, yerel yönetimlerin ve meslek odalarının gençleri bu alana yönlendirecek çıraklık programları oluşturması gerektiği görüşü hâlâ tartışılıyor.
Sonuç olarak, hem ekonomik hem de kültürel faktörlerin kesiştiği bu noktada, Bolu’daki ayakkabı tamircileri, mesleğin sürdürülebilirliği için yeni çözümler aramaya devam ediyor.