
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye Basın Federasyonu (TÜBAF) ziyareti sırasında, “Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili söyleyecek bir şeyi kalmadı. Çünkü üyelik müzakereleri diye bir şey yok ortada. Yani tutup da bize şunu şöyle yapıyorsunuz, bunu böyle yapıyorsunuz diye deme hakları yok” şeklinde kesin bir ifade kullandı.

Babacan, bu açıklamasını Türkiye’nin dış politikasına ve muhalefetin yurt dışı temaslarına ilişkin değerlendirmelerinin bir parçası olarak yaptı. Güven ve diplomatik doğruluk üzerine vurgu yaparak, “Uluslararası ilişkilerde güven çok önemlidir. Güveni sağlamak için konuşulanların doğru olması gerekir; ancak her doğruyu her yerde söylememek de bir kuraldır” dedi.
Bu bağlamda, ülkenin iç sorunlarını gizlemek yerine, “Türkiye’nin güçlü yönlerini ve potansiyelini vurgulamak” gerektiğini belirtti. Babacan, iktidarın yurt dışı faaliyetlerinin yanı sıra, muhalefetin de yurt dışı temaslarının “çok önemli” ve “dikkatli yürütülmesi gereken” bir çaba olduğunu sözlerine ekledi.
DEVA’nın dış politika ekibinin deneyimli olduğunu ve “dış politikada temsil edilmesi gereken değerlerin” AB’ye ve diğer uluslararası platformlara açıkça aktarılması gerektiğini vurguladı. Babacan, AB ülkelerinin Türkiye’ye yönelik eleştirilerine yanıt verirken, “Macaristan’ın basın özgürlüğü ve demokrasi durumu” gibi örnekler vererek, AB’nin tutarlılığını sorguladı.
AB‑Türkiye ilişkilerinin tarihçesi
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki üyelik müzakereleri 2005 yılında resmen başlamış, ancak yıllar içinde siyasi, insan hakları ve demokratik standartlar konularında süregelen gerilimler nedeniyle süreç büyük ölçüde duraklamıştı. 2016 darbe girişimi ve sonrasında yürürlüğe konulan olağanüstü hâl yönetmelikleri, AB’nin eleştirilerini artırmıştı. Bu eleştirilerin artması, son yıllarda AB’nin Türkiye’ye karşı tutumunun sertleşmesine yol açtı.
Babacan’nın açıklamaları, bu uzun süredir devam eden gerilimin yeni bir boyut kazanması anlamına geliyor. DEVA Partisi, AB‑Türkiye ilişkilerinin yeniden şekillendirilmesi gerektiğini savunurken, “Türkiye’nin dış politika önceliklerini AB’ye dayatmaktan kaçınmalı” görüşünü benimsiyor.
DEVA’nın dış politika vizyonu
DEVA Partisi, kurucu lideri Ahmet Davutoğlu’nun dış politika anlayışından esinlenerek, Türkiye’nin bölgesel ve küresel aktör olarak bağımsız bir konumda olmasını hedefliyor. Parti, “güçlü bir diplomasi, ekonomik işbirliği ve kültürel etkileşim” üzerine odaklanıyor. Babacan’nın AB’ye yönelik eleştirileri, bu vizyonun bir yansıması olarak değerlendirilebilir; çünkü parti, Türkiye’nin kendi dış politika ajandasını belirlemesi gerektiğini sık sık vurguluyor.
Babacan, “AB’nin bize eleştiri yöneltmesi yerine, ortak güvenlik, enerji ve ticaret alanlarında gerçekçi işbirliği sunması gerektiğini” ifade etti. Bu çerçevede, “AB’nin Türkiye’ye söyleyecek bir şeyi kalmadı” söylemi, sadece eleştiriyi reddetmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni bir işbirliği modelinin temellerini atma isteğini de içeriyor.
Sonuç olarak, Babacan’nın açıklamaları, Türkiye‑AB ilişkilerinde mevcut kırılma noktasını ve gelecekteki olası yönelimleri ortaya koyuyor. DEVA Partisi’nin bu söylemi, hem yerel hem de uluslararası medyada geniş yankı bulma potansiyeline sahip.