

“1996 yılında babamla tartıştım, evden kovuldum ve sıfırdan başladım,” diyor Tamer. Vadeli koyun ve kuzu alarak hayata atıldı, ilk dönemlerde sadece birkaç baş hayvanla işe başladı. Zorlu kış şartlarına rağmen sürüsünü yayla hayvanlarına yönlendirmeyi sürdürdü ve her yıl yeni hayvanlar ekledi.
Yıllar içinde yaklaşık 3 000 küçükbaş hayvan sahibi olan Tamer, devletin sağladığı krediler, traktör ve ahır destekleri sayesinde işletmesini modernize etti. “Şimdiki devletin verdiği kredileri bize verseler daha çok zengin olurduk,” diyerek geçmişteki %45 faizli kredi koşullarını anımsıyor. Günümüzde ise genç çiftçilere yönelik düşük faizli krediler ve hayvan alım destekleri, onun gibi girişimcilerin büyümesine büyük katkı sağlıyor.
Tamer, hayvancılığı “evdeki çocuğa benzer” olarak tanımlıyor: “Bakarsan olur, bakmazsan olmaz. İlacını, iğnesini ben yaparım.” Çalışmanın fiziksel ve ruhsal getirilerini vurgularken, memur olmakla kıyasladığında daha fazla özgürlük ve mutluluk bulduğunu belirtiyor. “Bu işte eğlence merkezlerine, kumar sitelerine dalmazsanız para kazanırsınız,” diye ekliyor.
Bugün 2‑3 bin dönüm araziyi ekip biçen Tamer, bölgedeki genç çiftçilere mentorluk yapmayı ve hayvancılıkta sürdürülebilir uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyor. Aynı zamanda yerel pazarlarda ürünlerini doğrudan satmak, arazi verimliliğini artırmak ve hayvan refahını iyileştirmek için yeni teknolojileri (örneğin dijital hayvan takibi) entegre etmeyi planlıyor.