
Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’de başlayan geçiş sürecinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yeni bir devlet yapısına entegrasyon sürecine girmişti. Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından onaylanan 13 maddelik entegrasyon yol haritasının SDG’ye resmen iletildiğini duyurdu. Bu adım, Şam’ın uzun süredir ertelediği sürecin nihai aşamasına işaret ediyor.

Yol haritası, SDG’yi Suriye ordusu içinde üç ayrı tümen halinde yeniden yapılandırmayı öngörüyor:
1. Sınır Koruma Tümeni: Kuzeydoğu sınırlarının güvenliğinden sorumlu olacak ve bölgenin özerk kontrolünü sürdürecek.
2. Kadın Tümeni: SDG bünyesindeki mevcut kadın birliklerini kapsayan özel bir tümen.
3. Terörle Mücadele Tümeni: Aşırılıkçı gruplara karşı yürütülecek operasyonlarda doğrudan Şam yönetimiyle koordinasyon sağlayacak.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Müzakere Komitesi, bu üç birimin Suriye ordusu içinde korunması konusunda ön anlaşmaya varıldığını belirtti. Aynı zamanda SDG’nin Fırat’ın doğusuna konuşlandırılacak diğer birliklere karşı direniş gösterdiği ve sadece kendi tümenlerinin varlığını şart koştuğu vurgulandı.
Teklifin en çarpıcı maddelerinden biri, Şam’a bağlı ordu ve güvenlik güçlerinin kuzeydoğu Suriye’ye girmeyeceği yönündeki açık taahhüttür. Uzmanlar, bu kararın SDG’nin bölgedeki fiili özerk kontrolünü büyük ölçüde koruyacağını ve gelecekteki olası çatışma risklerini azaltacağını belirtiyor.
Ayrıca savunma bakan yardımcılığı, içişleri bakan yardımcılığı ve genelkurmay başkan yardımcılığı görevlerinin üç tanesinin SDG adaylarına verilmesi planlanıyor. Yaklaşık 70 üst düzey SDG mensubu, yeni Suriye ordusunun komuta kademesine dahil edilecek.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT World’e verdiği röportajda 10 Mart anlaşmasının uygulanmasının geciktiğini ve SDG’nin sabrının tükenmekte olduğunu vurguladı. “Biz sadece diyalog, müzakere ve barışçıl yollarla ilerlemeyi umut ediyoruz. Ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır” diye konuştu.
Uzmanlar, 31 Aralık 2025’e kadar hayata geçirilecek entegrasyon sürecinin hem Şam‑SDG ilişkileri hem de Türkiye, ABD ve bölgesel aktörler açısından Suriye’nin yeni güvenlik mimarisini şekillendirecek kritik bir eşik olduğunu belirtiyor. Bu süreç, bölgedeki jeopolitik dengelerin yeniden çizilmesine ve Suriye’nin iç çatışmalardan çıkış yolunun netleşmesine hizmet edecek.
Şam yönetiminin sunduğu yol haritası, uluslararası alanda da yakından izleniyor. Birçok gözlemci, bu adımın SDG’nin uzun vadeli politik hedeflerine ulaşması için bir dönüm noktası olabileceğini, ancak uygulanma sürecinde hâlâ ciddi lojistik ve güvenlik sorunlarıyla karşılaşılabileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, bölgedeki sivil toplum kuruluşları, entegrasyonun insan hakları, kadın hakları ve etnik azınlıkların temsilinde şeffaf ve kapsayıcı bir süreç olmasını talep ediyor. Bu taleplerin göz ardı edilmesi halinde, yeni yapı içinde toplumsal gerilimlerin yeniden alevlenebileceği uyarısı yapılıyor.
Bu gelişme umut verici ancak sürecin şeffaf ve adil bir şekilde ilerlemesi gerekiyor.