İstanbul’da bir otelde gerçekleştirilen Al Sharq Youth 9. Uluslararası Konferansı, genç liderlerin ve diplomatik temsilcilerin bir araya gelerek Ortadoğu‑Kuzey Afrika bölgesindeki güvenlik, ekonomik işbirliği ve kültürel dayanışma konularını masaya yatırdığı bir platform olarak öne çıktı. Konferansa katılan bakanlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri, bölgesel istikrarın yeniden inşası için ortak bir vizyon geliştirmeye çalıştı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sahneye çıktığında “İslam dünyamızda maneviyatımızı dahi tehdit eden bir olgu var. Filistin, bizim için bir pusuladır. Bizim için İslam dünyasının ana amacıdır.” sözleriyle konuşmasına başladı. Fidan, İsrail’in saldırganlığını püskürtmek ve yayılmacılık sorununu ele almak için “cesur adımlar” atılması gerektiğini vurguladı.
“Denge güçleri değişiyor. Krizlerin üst üste bindiği ve birbirini güçlendirdiği bir dönemdeyiz,” diyerek Fidan, dünyanın çeşitli bölgelerinde süregelen çatışmaların ve stratejik rekabetin artan etkisinden bahsetti. Bölgesel ve küresel ölçekte çok taraflı işbirliği gerekliliğini, özellikle İslam ülkeleri arasındaki ekonomik ve güvenlik koordinasyonunun önemini tekrar etti.
Bakan, “İslam dünyasının bölgesel ve ekonomik işbirliği yanı sıra ortak vizyonlar açısından güvenlik savunması ve kolektif çaba ortaya koyması gerekiyor” diyerek, Türkiye’nin bu süreçteki liderliğine atıfta bulundu. “Saygıdeğer Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti, bu işbirliğinin devamlılığı konusunda çabalar ortaya koyuyor ve çokça çalışıyor.” ifadeleriyle Türkiye’nin güvenlik teminatını ve uluslararası sorumluluğunu vurguladı.
Fidan, “İsrail’in Filistin ve Suriye’ye saldırıları bölgenin istikrarını sarsan etkiler yaratıyor” diyerek, iki ülkenin durumunun bölgesel barış için kritik olduğunu belirtti. BM Genel Kurulu’nda görülen Gazze konulu oturuma değinen bakan, “Şarm El‑Şeyh Barış Zirvesi’ni organize ederek ateşkesi sağlamak için Türkiye, Katar, Mısır ve ABD’nin ortak çabalarını koordine ettik” ifadesini kullandı.
Suriye halkının yanında durduklarını yineleyen Fidan, “Geçen yıl 8 Aralık’ta Suriyeli kardeşlerimiz yeni bir döneme kapı açtılar.” diyerek, terör ve işgalden arınmış, istikrarlı bir Suriye hedefinin gerçekleşmesi için ABD yönetimi ve yerel aktörlerle işbirliği içinde olduklarını söyledi.
Konuşmasını “Dış politika basit bir gerçek tarafından yönlendirilebilir; bu yüzden bölgesel sahiplenmeye inanıyoruz” sözleriyle bitiren Bakan Fidan, uluslararası toplumu “birleşik bir cephe” olarak hareket etmeye davet etti ve “İslam dünyası tek bir sesle çağrıda bulunsun” şeklinde bir çağrı yaptı. Bu söylem, Türkiye’nin bölgesel politikada aktif bir aktör olma kararlılığını ve Filistin’in stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.