
Türkiye’nin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Uçak kazasında hayatını kaybeden Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el‑Haddad ve beraberindeki askerî heyet için derin bir üzüntü dileklerini açıkladı. Kazanın tam olarak ne zaman ve nerede gerçekleştiği henüz netleşmemiş olsa da, bu kayıp bölgedeki güvenlik ve istikrar tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Kacır, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Uçak kazasında hayatını kaybeden Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el‑Haddad’a, beraberindeki heyete ve mürettebata Allah’tan rahmet diliyorum. Kardeş Libya halkına ve hükümetine taziyelerimi sunuyorum.” ifadelerini kullandı.
Bu mesaj, iki ülke arasındaki askeri ve stratejik iş birliğinin önemine işaret ederken, aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki kriz anlarında gösterdiği diplomatik duyarlılığı da vurguluyor.

Libya Genelkurmay Başkanı el‑Haddad, ülkenin iç savaş sonrası yeniden yapılandırma sürecinde kilit bir figür olarak görülüyordu. Onun ve beraberindeki askerî personelin vefatı, Libya’daki hâlihazırda kırılgan güvenlik ortamını daha da sarsabilir. Uzmanlar, bu tür kayıpların ülkenin güvenlik politikalarında yeniden gözden geçirmelere yol açabileceğini belirtiyor.
Libya halkı ve hükümeti, Kacır’ın taziye mesajını sosyal medyada ve resmi kanallarda takdirle karşıladı. Birçok Libyalı, “Kardeş ülkemizin yasını paylaşıyoruz, bu zor günlerde yanınızdayız” şeklinde yanıtlar verdi.
Bu tür taziye mesajları, iki ülke arasındaki askerî ve diplomatik ilişkilerin pekiştirilmesi açısından sembolik bir değer taşır. Türkiye, Libya’da yürüttüğü çeşitli altyapı, enerji ve savunma projeleriyle bölgedeki etkisini artırırken, bu tür insani duyarlılıklar da karşılıklı güveni pekiştiriyor.
Uzmanlar, Kacır’ın bu açıklamasının sadece bir taziye mesajı olmaktan öte, bölgedeki istikrarı destekleme ve Türkiye’nin dış politikasındaki aktif rolünü pekiştirme amacı taşıdığını vurguluyor.
Libya’da yaşanan bu trajik olay, sadece bir askeri kayıp olarak kalmayıp, bölgedeki jeopolitik dengeleri de etkileyecek nitelikte. Türkiye’nin üst düzey yöneticilerinin bu tür hassas konularda sergilediği duyarlılık, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.