Bankacılık Sektöründe Yurt Dışı Finansman 195 Milyar Doları Aştı

Bankacılık Sektöründe Yurt Dışı Finansman 195 Milyar Doları Aştı
Yayınlama: 12.12.2025
5
A+
A-

Alpaslan Çakar, bankacılık sektörünün yurt dışı finansmanının 195 milyar dolara ulaştığını ve bu rakamın sektörel stratejiler, kredi politikaları ve 2026 vizyonu üzerindeki yansımalarını açıkladı.

Zirve ve Katılımcılar

Alpaslan Çakar, Albayrak Medya tarafından düzenlenen Yatırım ve Finansta Türkiye Yüzyılı Zirvesi’nde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve diğer üst düzey yöneticilerle bir araya geldi. Zirve, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Salonu’nda gerçekleştirildi ve Türkiye Bankalar Birliği başkanı, Ziraat Bankası genel müdürü Çakar’ın yanı sıra Halkbank genel müdürü Osman Arslan, TVF Genel Müdürü Arda Ermut ve Albayrak Medya genel müdürü Abdullah Hanönü gibi isimler katıldı.

Yurt Dışı Finansmanda 40 Milyar Dolarlık Artış

Çakar, zirveye yaptığı konuşmada, bankacılık sektörünün toplam yurt dışı finansman tutarının yaklaşık 40 milyar dolar artarak 195 milyar dolar seviyesine yükseldiğini vurguladı. Bu artış, küresel likidite koşullarının iyileşmesi ve Türkiye’nin kredi derecelendirmelerindeki yükseliş sayesinde mümkün oldu. Çakar, “Finansal derinliğimiz artarken, dış borçlanma maliyetlerimiz de gerilemeye başladı” diyerek, dış finansmanın sektöre sağladığı nefesi özetledi.

2025 Ekonomik Belirsizlik ve Kredi Kalitesi

Çakar, 2025’in küresel ekonomi açısından “belirsizlik yılı” olduğunu hatırlatarak, jeopolitik gerilimler ve merkez bankası politikalarındaki politika belirsizliğinün risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti. Buna rağmen emtia ve enerji fiyatlarındaki düşüş dezenflasyon sürecini desteklemiş, politika faizleri gerileyerek ekonomilerin ılımlı bir büyüme göstermesine olanak tanımıştır.

Türkiye’de ise Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde sürdürülen makroekonomik istikrar politikaları, fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir cari açık hedefleriyle risk yönetimini güçlendirmiştir. Çakar, “OVP’nin sağlıklı işleyişi sayesinde makro göstergelerde denge sağlandı, fiyat kırılganlıkları azaldı” şeklinde konuştu.

Kredi Kalitesi ve Aktif/ Pasif Yönetimi

Bankacılık sektörü, aktif kalitesini yönetmekte dikkatli bir strateji izliyor. Çakar, “Takip oranı %2,5 seviyesinde; geri izlenen krediler için %74, yakın izlenen krediler için %18 karşılık ayrıldı” diyerek, sektörün temkinli kredi politikasına sahip olduğunu vurguladı. Serbest fonlama maliyetleri yüksek seyretse de, TL mevduat ilgisi güçlü kalıyor; mevduatların bilançolardaki payı artıyor.

2025 sonunda, bankalar 7 milyar dolar tutarında sermaye benzeri kredi alarak toplam 17,4 milyar dolar sermaye benzeri kredi seviyesine ulaştı. Çakar, bu trendin 2026’da da devam edeceğini öngörerek, “Sektör, sıkı para politikası ve makro ihtiyati tedbirlerle mali sağlığını koruyor” ifadelerini kullandı.

2026 Vizyonu: Beş Ana Tema

Çakar, 2026’nın beş ana teması olduğunu belirtti:

1. Dengeli Kredi Büyümesi: Kredi artışı daha selektif, risk maliyetleri öngörülebilir bir yapıya taşınacak.

2. TL Mevduat Payının Güçlenmesi: %60 seviyesinin üzerine çıkan TL mevduat, fiyat istikrarını destekleyecek.

3. Risk Yönetimi ve Sermaye Yeterliliği: Küresel belirsizliklere karşı güçlü sermaye yapısı korunacak.

4. Dijital Bankacılık ve Yapay Zeka: AI, kredi değerlendirme, müşteri fiyatlaması ve operasyonel verimlilikte daha geniş bir rol oynayacak.

5. Sürdürülebilir Finansman: Yeşil finans, karbon nötr hedefler ve sürdürülebilir kredi programları, ulusal ve uluslararası standartlarla uyum içinde büyüyecek.

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan da OVP çerçevesinde “2026‑2028 döneminde makroekonomik istikrar ve reform programının başarılı bir şekilde yürütüldüğünü” vurguladı. Arslan, Halk Katılım Bankası’nın 2026’nın ilk çeyreğinde faaliyete başlayacağını ve kadın, genç ve girişimcilerin finansmana erişimini artıracak projelere devam edileceğini belirtti.

Sonuç ve Beklentiler

2025 yılı, bankacılık sektörü açısından “zorlu ama yönetilebilir” bir dönem olarak nitelendirildi. Çakar, “Sektör, güçlü bilanço yapısı ve uyumlu makro politikalar sayesinde global finansal belirsizliklere karşı dayanıklı bir konumda” olduğunu yineledi. 2026’da ise öz kaynak karlılık oranının %30, aktif karlılığın %2,5 seviyelerinde gerçekleşmesi hedefleniyor.

Bu veriler, Türkiye’nin finansal sisteminin hem yerel hem de uluslararası arenada rekabet gücünü artırma yönündeki kararlılığını ortaya koyuyor.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.