
Bulgaristan, 1980’lerin ortalarında komünist yönetiminin uyguladığı zorla isim değiştirme kampanyasıyla, Türk azınlığın kimliğini silmek amacıyla geniş çaplı bir asimilasyon politikası yürütüyordu. Bu politikaya en büyük direnişi gösterenlerden biri, 1984 yılında Mogilyane (Killi) köyünde annesinin kucağında 18 aylık iken ateş altında hayatını kaybeden Türkan Bebek idi. Olay, o dönemde Bulgaristan’daki Türk toplumu için bir dönüm noktası olmuş ve yıllar içinde bir direniş simgesine dönüşmüştür.

Tören, Mogilyane köyündeki Türkan Çeşme anıtının yanında gerçekleştirildi. Törene, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, TRT Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Türkiye’nin Filibe Başkonsolosu Emre Manav, Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Mustafa Aliş Haci, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile binlerce vatandaş katıldı.
Zafer Sırakaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını okudu. Mesajda Erdoğan, “Bundan 41 yıl önce totaliter rejimin kurşunlarıyla katledilen ve acısını hâlen yüreğimizde hissettiğimiz Türkan Feyzullah yavrumuzu rahmetle yad ediyoruz.” ifadeleriyle duygusal bir an yaşattı. Devamında, “Şehit düştüğünde henüz 18 aylık bir bebek Türkan Feyzullah, insanımızın baskıya ve zulme karşı direnişinin sembolü olmuştur.” diyerek Türkan’ın tarihsel önemine vurgu yaptı.
Türkiye Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, Bulgaristan Türklerinin Jivkov liderliğindeki komünist rejimin zulüm politikalarına karşı ayaklanmasında Türkan Bebek’in bir şehit olduğunu belirtti. Uyanık, “Bulgaristan’ın eşit ve onurlu vatandaşları olarak Türklerin özgürce varlıklarını sürdürmeleri, şehitlerimizin ve gazilerimizin kahramanca mücadelesi sayesinde mümkün olmuştur.” şeklinde konuştu ve Bulgaristan’da tüm toplulukların barış içinde bir arada yaşamasının önemine değindi.
TRT Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, kendisinin de Bulgaristan doğumlu olduğunu hatırlatarak, 1984‑1989 döneminde uygulanan zorla isim değişikliği ve kimlik dönüşümünün ne kadar travmatik olduğunu anlattı. Yılmaz, “O yıllarda Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BALGÖÇ) organizasyonu çerçevesinde Türkiye’de mitingler yapılmaya başlandı. ‘Ahmetler, Mehmetler İvan olamaz’ gibi sloganlar, kimliğimizin korunması için bir direniş manifestosuydu.” dedi.
Tören, Türkan Bebek adına yazılan şiirlerin okunması ve şehitler için duaların ardından sona erdi. Katılımcılar, Bulgaristan’da ve bütün Balkan coğrafyasında demokrasi, barış ve istikrar arayışının devam edeceğine dair ortak bir kararlılık sergiledi. Birçok katılımcı, genç kuşakların bu tarihsel mirası unutmaması ve benzer baskılara karşı dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.