
Papua Yeni Gine’nin başkenti Port Moresby’de, kalabalık bir sabah saatinde iki düşman kabile dar bir caddede karşı karşıya geldi. Görüntülerde, onlarca erkeğin ok, yay ve palalar taşıyarak dar yol boyunca ileri geri yürüdüğü görülüyor. Ok atışları arasında bazı savaşçılar yere düşerek korunmaya çalışırken, diğerleri ayaklarının dibine saplanan okların üzerinden atlayarak ilerliyor.
Çatışma sırasında savaşçılar, sırtlarından çıkardıkları okları yakın mesafeden hedef alıyor. Oklar başlarının yanından geçerken, bazıları son anda yana sıçrayarak kurtuluyor ve hemen tekrar çatışmanın içine giriyor.

Papua Yeni Gine’de kabileler yüzyıllardır toprak anlaşmazlıkları, tazminat kavgaları ve “hakaret” olarak algılanan davranışlar nedeniyle sık sık karşı karşıya geliyor. Geleneksel kurallar çerçevesinde, çatışmayı başlatan kişi “kavganın sahibi” olarak kabul edilir ve hem başlatma hem de sona erdirme sorumluluğu ona aittir. Kabile büyükleri araya girerek sivillere ve tarafsız binalara zarar verilmemesi için kurallar koyardı. Ancak son yıllarda bu kurallar büyük ölçüde göz ardı ediliyor; genç savaşçılar, yaşlıların uyarılarını dinlemeden saldırıya geçiyor ve şiddet kontrolden çıkıyor.
Polis Şefi David Manning, olayı “utanç verici bir barbarlık” olarak nitelendirdi ve bölgede sıkı güvenlik önlemleri alındığını duyurdu. “Siviller ya da güvenlik güçleri tehdit edildiği takdirde ölümcül güç kullanımı söz konusu olacaktır” şeklinde bir uyarı yaptı. Yardımcı Polis Şefi Samson Kua ise çatışmaların vadilerde hâlâ sürdüğünü ve ormanlık alanlardan yeni cesetlerin çıkarıldığını belirtti. Soruşturmalara göre, saldırganların AK-47, M16, AR-15 ve pompalı tüfek gibi ağır silahlara da erişimi olduğu iddia ediliyor.
Ülkede sokaklarda silah taşıma yasağı bulunmasına rağmen, kabilelerin geleneksel silahlar kullanması bir güvenlik boşluğunu ortaya koyuyor. Özellikle seçim dönemlerinde, yerel adaylar ve siyasi gruplar etrafında toplanan kabileler, gerilimi daha da artırıyor. Dağlık bölgelerde otomatik silahların ve paralı askerlerin devreye girmesi, küçük çatışmaları büyük katliamlara dönüştürebiliyor.
Geçtiğimiz yıl polis, ülkenin uzak dağlık kesimlerinde yol kenarına bırakılmış 64 ceset buldu ve bu olayın “kabileler arası şiddetin ulaştığı en korkunç nokta” olduğunu açıkladı. Cesetlerin bazıları parçalanmış, uzuvları kesilmiş olarak bulunmuş ve kamyon kasalarına yüklendi.
Uzmanlar, bu tür çatışmaların önüne geçilebilmesi için geleneksel arabuluculuk mekanizmalarının yeniden canlandırılması ve ekonomik gelişim projelerinin bölgeye entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, ok ve yayların hâlâ bir sembol olmasının ötesine geçerek gerçek bir ölüm aracına dönüşme riski mevcut.