İstanbul’un Kadıköy semtindeki Çengelköy, sadece sahil yürüyüşleriyle değil, aynı zamanda özgün bir gastronomi mirası ile de tanınıyor. Yaklaşık on yıl önce Bülent Dilbağı ve iş ortağı Ferah Güneri Bircan, Çengelköy’ün meşhur cevizli böreğini, geleneksel Anadolu hamur işlerinden farklılaştırmak amacıyla tam buğday unu ve zeytinyağı ile yeniden formüle etti. Bu yeni tarif, “sert hamurlu” olarak tanımlanan eski tarifin aksine, daha hafif, nefis ve sağlıklı bir doku kazandırdı.

Patentin resmi olarak tescillenmesi, 2015 yılında Çengelköy Cevizli Böreği’ni sadece bir “yerel lezzet” olmaktan çıkarıp, ulusal bir marka haline getirdi. Dilbağı, “Bu lezzet, İstanbul’un modern damak tadına uygun, aynı zamanda sağlıklı bir alternatif sunuyor” diyerek, ürünün niçin bu kadar hızlı benimsenmiş olduğunu açıklıyor.
Çengelköy Cevizli Böreği’nin en büyük farkı, tam buğday unu ve zeytinyağı kullanılmasıdır. Tam buğday unu, lif oranı yüksek olduğu için tokluk hissini uzatır, kan şekerinin ani yükselmesini engeller; zeytinyağı ise tekli doymamış yağ asitleriyle kalp sağlığını destekler. Bu iki bileşen, diyabet hastaları, kilo kontrolüyle ilgilenenler ve sağlıklı yaşamı benimseyen geniş bir kitleye hitap eder.
“Herkesin yiyebileceği bir börek” mottosuyla pazarlanan ürün, aynı zamanda glütensiz alternatif arayanlar için de tam buğdayın düşük glütenli bir çeşidi sayesinde bir seçenek sunuyor. Dilbağı, “Çocuklu ailelerin, yaşlıların ve hatta sporcuların menüsünde rahatlıkla yer alabilir” diyerek, ürünün çok yönlü faydalarını vurguluyor.
Başlangıçta sadece sade cevizli olan ürün, zamanla üzümlü‑dutlu cevizli, cevizli peynirli ve en yeni kuru soğanlı çeşitlerine evrilerek menüye eklendi. Özellikle kuru soğanlı versiyon, “piyaz gibi doğranmış soğanın hamura eklenmesi ve fırında pişerken ortaya çıkan aromatik soğan suyunun peynirle buluşması” şeklinde tanımlanıyor ve Dilbağı’nın “şu an en lezzetli bulduğum börek” ifadesiyle öne çıkıyor.
Her bir çeşidin ayrı bir paketleme kodu ve besin değeri tablosu bulunuyor; bu sayede tüketiciler, alacakları ürünün içerik ve kalori bilgilerine anında ulaşabiliyor.
Çengelköy Cevizli Böreği, sadece Çengelköy’de üretilip satılmıyor; soğuk zincir altyapısı sayesinde Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyor. Ürün, -40°C’de şoklama yöntemiyle donduruluyor; bu teknik, hem lezzeti hem de dokuyu %100 koruyor. Sonuç olarak, Migros gibi büyük market zincirlerinin raflarında, internet üzerinden ve markanın kendi şubelerinden aynı tazelikle satın alınabiliyor.
“81 numaralı lojistik kodu ile dağıtım, hem hızlı hem de güvenli bir şekilde gerçekleşiyor” diye açıklayan Dilbağı, bu sistemin “yerel bir lezzeti ulusal bir ikon haline getirmenin temel taşı” olduğunu belirtiyor.
Üretim sürecindeki kalite ve şeffaflık, Dilbağı’nın aynı zamanda kurucu üyesi olduğu Börekçiler Derneği ile de yakından ilişkili. Dernek, sektördeki dağınıklığı azaltmak, mesleki standartları yükseltmek ve dürüst üretimi teşvik etmek amacıyla bir çatı altında topluyor. Dilbağı, “rekabeti fiyat düşürerek değil, kaliteyi artırarak yapın” mesajını veriyor ve diğer üreticileri “malzemeden çalmadan, dürüst üretim yaparak birlik içinde hareket etmeye” davet ediyor.
Dilbağı, hedefinin sadece büyük şehirlerde kalmadığını, “Edirne’den Hakkari’ye kadar her evde bu lezzeti deneyimlemek” olduğunu vurguluyor. Geliştirilen soğuk zincir altyapısı sayesinde ürün, evde fırında 10‑15 dakika 180°C’da ısıtılarak taze bir börek gibi tüketilebiliyor. Bu model, yerel bir gastronomik mirasın dijital ve lojistik dönüşümle nasıl ölçeklendirilebileceğine dair bir örnek teşkil ediyor.