
Türkiye ekonomisi, risk ve belirsizliklerin hâkim olduğu küresel ortamda bile sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakaladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBM‑de yaptığı açıklamalarda 2024 yılında %3,3, 2025’in ilk dokuz ayında ise %3,7 oranında büyüdüklerini belirtti. Bu performans, 21 çeyrek süren kesintisiz büyümenin bir kanıtı olarak gösterildi.
“2026 yılında dış konjonktürün büyüme ve enflasyonla mücadele bakımından daha olumlu olmasını bekliyoruz,” diyerek dış ticaret ortaklarının büyümesindeki iyimserliği vurguladı.
Temel etkenler arasında AB ve MENA ülkelerindeki ekonomik canlanma, emtia fiyatlarının ılımlı seyri ve gelişmiş ülkelerde faiz indirim döngüsünün başlaması sayıldı. Bu faktörlerin bir araya gelmesi, büyümenin sadece tüketimle sınırlı kalmadığını, üretim ve yatırım kapasitesinin de güçlendiğini gösteriyor.

Tarımda üçüncü çeyrekte %12,7’lik bir daralma yaşanırken, dördüncü çeyrek iyileşme sinyalleri verdi. Yılmaz, bu düşüşün “yüksek baz etkisi, don olayları ve kuraklık gibi iklimsel faktörlerden kaynaklanan geçici bir baskı” olduğunu, yapısal bir sorun olmadığını belirtti. 2025 yılı için %6 daralma, 2026’da ise tarım ve gıda politikalarının öncelikli konular arasında kalacağı vurgulandı.
Yılmaz, “Türk Lirası kazandığı direnç ve ekonomi yönetimindeki güçlü eşgüdüm sayesinde, enflasyonun %31,1’den %18,6’ya gerilemesi sürecin meyvelerini vermeye başladı” diyerek mevcut enflasyon trendine işaret etti. Ocak 2026 enflasyonunun %30’un altına, özellikle %20’nin altına inmesinin hedeflendiği ve 2027’de tek haneli rakamlara ulaşılması planlandığı belirtildi.
Bu hedefe ulaşmak için para ve maliye politikalarının tam bir ahenk içinde işlemeye devam edeceği, ayrıca “yeniden değerleme oranı ve fiyat katılığı takibi” gibi araçların kullanılacağı ifade edildi.
Satın alma gücü paritesi (PPP) üzerinden yapılan analizde, 2002‑2024 yılları arasında Türkiye’nin kişi başına geliri %38,3’ten %70’e yükseldi. Yılmaz, bu oranın 2025’de %71, 2026’da ise %72’yi aşmasının beklendiğini belirtti. 2025 itibarıyla nominal bazda dünyanın 16’ncı, PPP bazında ise 11’inci büyük ekonomisi olma hedefi ortaya konuldu.
2025 Kasım ayı itibarıyla ihracat %3,6 artarak 270,6 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yılmaz, katma değeri yüksek ve teknoloji yoğun bir ihracat yapısının kalıcı hâle getirilmesinin öncelikli hedef olduğunu vurguladı. Cari işlemler fazlası, altın ve enerji dışındaki kalemlerde yıllık 46 milyar dolara ulaşarak dış dengenin sağlam temellere oturduğu mesajını verdi.
2025 yılında cari açığın milli gelire oranının %1,4 seviyesinde tutulması planlanıyor.
Türkiye Yüzyılı Vizyonu kapsamında “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerinin bölgesel istikrarı güçlendireceği, yatırım ortamını iyileştireceği ve özellikle Doğu, Güneydoğu illerinde ekonomik aktiviteyi artıracağı belirtildi. Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Hicaz Demiryolu gibi stratejik projelerin hayata geçirilmesiyle bölgesel refahın artacağı öne sürüldü.
İstihdamda ise üçüncü çeyrekte 65 bin kişi artış, işsizlik oranının %8,5’e düşmesi ve ekim ayında 185 bin kişi daha istihdam artışı kaydedildiği bildirildi.
Merkez Bankası brüt rezervleri 12 Aralık 2025 itibarıyla 190,8 milyar dolar olarak açıklanırken, geçen yıla göre 27,3 milyar dolar artış gösterdi. Kredi risk primi 207 baz puan seviyesinden Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Yılmaz, bu iyileşmenin dış borçlanma maliyetlerini düşürdüğünü ve finansal piyasalarda risk algısının önemli ölçüde azaldığını vurguladı.
Belediyeler için kayıp kaçaklarının giderilmesi, su verimliliğinin artırılması ve 493 milyar liralık reel sektör destek paketinin devreye alınması açıklanarak, tekstil, konfeksiyon, deri ve mobilya gibi emek yoğun sektörlerin desteklenmesi planlandı. KOBİ’ler için işçi başı destek 2 500 liradan 3 500 liraya çıkarıldı.
6 Şubat depremi sonrası 90 milyar dolar tutarında ek harcama yapılırken, bütçe disiplininin korunarak borçlanma maliyetlerinin kontrol altında tutulduğu bildirildi. “Bu ayın sonunda 450 binden fazla hak sahibine anahtar teslimi yapılacak” ifadesiyle yeniden inşa sürecinin hızlandığı vurgulandı.
2026 bütçe tasarısının TBMM’de 320 oyla kabul edildiği, 2024 kesin hesap tasarısının ise 316 oyla kabul edildiği belirtildi. Oylama sırasında milletvekilleri arasında yaşanan kısa süreli yumruklu kavga, siyasi atmosferin gerginliğini gözler önüne serdi.