
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen “Bingöl’ün Değerleri Buluşması” ödül töreninde, 2026 yılı için reform odaklı bir ekonomik takvim ortaya koydu. “Enflasyonla mücadele tek ayaklı bir mücadele değil; para politikası, maliye politikası ve yapısal dönüşümler bir bütün olarak ele alınmalı.” diyerek reformların üç temel ayağını vurguladı.

Konuşmasında, aynı zamanda terör örgütü DEAŞ’a yönelik operasyonlarda şehit düşen kahraman polis memurlarına başsağlığı diledi ve şehitler için dua etti. Bu duygusal başlangıç, ülkenin iç güvenliğine verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.
Yeni bir dünya düzenine geçiş
Yılmaz, küresel jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin değiştiğini, “Eski Soğuk Savaş’ın yerini ‘Ekonomik Soğuk Savaş’ almıştır” diyerek açıklamaya devam etti. Dünya genelinde tarifeler, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmaların artması, Türkiye’nin istikrar adası konumunu daha da kritik hâle getirdi.
Bu bağlamda, Türkiye’nin **siyasi istikrar** ve **güven ortamı** sayesinde son 23 yılda dünya ortalamasının üzerindeki bir büyüme kaydettiğini belirtti. “Dünya ekonomisi 100 iken, biz 130’a yükseldik.” sözleriyle, ülkenin ekonomik performansının küresel ölçekte nasıl öne çıktığını vurguladı.
Yılmaz, 2024 yılının Mayıs ayında enflasyonun %75,5’e çıktığını, ardından %44’e kadar gerilediğini ve Kasım ayında %31 civarında seyrettiğini hatırlattı. Temel mallarda %20’nin altına inilirken, hizmet sektörü ve kirada %30’un biraz üzeri seviyelerde seyrediyor. 2025 yılı hedefi ise enflasyonu %20’nin altına çekmek.
Ekonomik büyüme açısından ise, **ilk 9 ayda %3,7** büyüme kaydedildiğini ve bu büyümenin tarımda yaşanan zorluklara rağmen sürdürüldüğünü dile getirdi. Toplam ekonomik büyüklüğün yıl sonunda 1,5 trilyon dolar aşacağı ve IMF tahminlerine göre dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olacağı tahmin ediliyor. Satın alma gücü kalitesi hesabıyla da Türkiye’nin **11’inci** büyük ekonomi konumunda olduğu belirtildi.
İhracat ve dış ticaret
Mal ihracatı 271 milyar dolar, hizmet ihracatı ise 122 milyar dolar seviyesine ulaşmış. Toplamda 393 milyar dolar tutarında bir dış ticaret hacmi, ülkenin dış pazarlardaki rekabet gücünü pekiştiriyor. Yılmaz, bu istikrar çerçevesinde ihracat ve istihdam politikalarının devam edeceğini vurguladı.
2026 hedefi, “reformlara ağırlık vermek” olarak net bir şekilde ortaya kondu. Para politikası, maliye politikası ve yapısal dönüşümlerin bütüncül bir yaklaşımla hayata geçirilmesi planlanıyor. Ayrıca, bölgesel kalkınma politikaları çerçevesinde “topyekün kalkınma” modeliyle, sadece büyük şehirlerin değil, tüm illerin potansiyelinin harekete geçirilmesi gerektiği ifade edildi.
Bu kapsamda, **Türkiye Yüzyılı** vizyonu, bölgesel eşitsizlikleri azaltarak sürdürülebilir büyümeyi sağlamak amacıyla yeniden şekillendiriliyor. Yılmaz, “Her bir ilimizin, beldemizin potansiyelini en yüksek seviyede harekete geçirmeliyiz” diyerek yerel yönetimlerin ve özel sektörün rolüne de değindi.
Sonuç olarak, Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ekonomik, sosyal ve politik açıdan derin bir dönüşüm sürecine gireceğini gösteriyor. Reformların, büyüme hızının ve enflasyonun kontrol altına alınmasının ülkenin uluslararası konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor.