
Delta Alfa Çorap Fabrikası işçileri, Rüzgar bebeğin sağlık sorunlarını duyduklarında hemen harekete geçerek gönüllü bir sosyal sorumluluk projesi başlattılar. Fabrikadaki öğle yemeği haklarından vazgeçerek bu hakların bedelini doğrudan yardım hesabına aktarmaya karar verdiler.

Bu karar, çalışanların sadece maddi değil, aynı zamanda moral olarak da Rüzgar bebeğe destek olma isteğini yansıtıyordu.
Projenin bir diğer ayağı, işçilerin evlerinde hazırladıkları yemekleri fabrikada kurulan stantlarda satmaktı. Günlük öğle yemeği yerine, çalışanların ve diğer personelin getirdiği ev yapımı yemekler, bir “yardım yemeği” konseptiyle halka sunuldu. Satıştan elde edilen tüm gelir, doğrudan Rüzgar bebeğin tedavi masraflarına eklendi. Böylece fabrikadan çıkan her yemek, bir umut kaynağına dönüştü.
Fabrika çalışanı Sedat Mıhçı, projeyi şöyle açıkladı: “Proje çerçevesinde yemek yememe kararı aldık. Yemek iaşelerimizin de Rüzgar bebeğe aktarılmasını sağladık. Herkesin evinden getirdiği yiyeceklerle burada yemek organizasyonu düzenledik. Burada gelen yemeklerin satışı yapıldı ve elde edilen gelir yine Rüzgar bebeğin hastalığı için toplandı. Amacımız, Rüzgar bebeğe fayda sağlamak ve birlikte olduğumuzda her şeyin üstesinden gelebileceğimizi göstermek.” Bu sözler, dayanışmanın gücünü ve toplumsal sorumluluğun iş yerlerinde nasıl somut bir eyleme dönüşebileceğini ortaya koyuyor.
Bu tür girişimler, sadece bir ailenin değil, bir bütün topluluğun sağlığını ve refahını koruma amacını taşıyan sosyal sorumluluk projelerinin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Düzce’deki çorap fabrikasının bu örnek adımı, diğer işletmelerin de benzer projeler geliştirmesi için ilham kaynağı olabilir.
İş yerinde oluşturulan bu dayanışma kültürü, çalışanların motivasyonunu artırırken, hastalıkla mücadele eden çocukların hayatına da dokunmuş oluyor.