Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta düzenlenen Uluslararası Barış ve Güven Forumu’na katıldıktan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönüş uçuşunda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, nüfus artış hızı ve aile yapısına dair kritik bir değerlendirme yaparak, ülkenin demografik geleceği konusunda alarm çaldı.
“Her şeyden öte bu son cümle çok çok önemli. Nüfus artış hızı noktasında gerçekten dertliyiz. Bunu artırmamız şart. Bugün öğrendim, Rusya ‘en az iki çocuk’ diyordu, şimdi onlar da ‘en az üç çocuk’ diyor. Biz bunu söylediğimizde çok tartışmalar çıktı, çok eleştirildik. Ama haklılığımızı bu gelişmeler ortaya koyuyor.” şeklindeki konuşması, hem iç hem de dış politikada nüfusun stratejik bir kaynak olarak görülmesinin altını çizdi.
2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçerken, Erdoğan, aile değerlerinin “kutsal” olduğunu vurguladı. Aile bizde kutsaldır; anne, baba ve kardeşler arasındaki bağlar, milletin geleceği için hayati öneme sahiptir. Bu bağlamda, mevcut doğurganlık oranı olan 1,48’ın sürdürülebilir bir büyüme sağlamadığını, “Şu anda bir felaketi yaşıyoruz” ifadesiyle özetledi.
Erdoğan, aile yapısındaki zorlukları kabul ederken, “umutsuz değiliz” diyerek, toplumsal dayanışma ve aile içi değerlerin yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede, aile destek programlarının genişletileceği ve doğum teşviklerinin artırılacağı sinyallerini verdi.
Erdoğan, konuşmasında eğitim politikalarına da geniş yer ayırdı. Üniversite sayısının 76’dan 208’e çıkarıldığını hatırlatarak, “Artık üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı” dedi. Bu artış sayesinde, Anadolu’nun birçok kentinden mezun olan öğrencilerin sayısının önemli ölçüde arttığını, bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasına katkı sağladığını vurguladı.
Eğitim altyapısının güçlü bir milleti inşa etmedeki rolüne değinen Erdoğan, ailelerin çocuklarını kendi şehirlerinde üniversiteye götürebilmelerinin, doğurganlık oranlarını olumlu yönde etkileyeceğini ileri sürdü.
Erdoğan, Rusya’nın doğurganlık politikalarını örnek göstererek, “Rusya önce iki çocuk, şimdi üç çocuk” söyleminin, Türkiye’nin benzer bir yaklaşımı benimsemesinin uluslararası arenada bir trend olduğunu belirtti. Bu durumun, Türkiye’ye dış baskı ve eleştirilerin yanında, benzer politikaların başarılı sonuçlar doğurabileceğine dair bir umut taşıdığını ifade etti.
Erdoğan, “Bu milletin tohumunda var” diyerek, demografik krizle mücadelede ulusun yeniden ayağa kalkacağına inancını yineledi. Güçlü aileler, güçlü millet demektir; eğer güçlü bir aile yapısı yoksa, güçlü bir millet de olmaz. Bu bağlamda, aile değerlerinin korunması ve doğurganlık oranının artırılması için yeni yasalar ve teşvik paketlerinin hazırlanacağı müjdesini verdi.
Konuşmasının sonunda, Aile ve Kültür‑Sanat Sempozyumu’nda yaptığı açıklamayı tekrarlayarak, “Geçen yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz” sözlerini yineledi ve bu konunun önümüzdeki yıllarda da gündemin en üst sıralarında yer alacağını hatırlattı.
