
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliği Heyeti’ni Kabul Programı çerçevesinde, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda önemli açıklamalarda bulundu. Konuşması, uzun süredir artan toplumsal kutuplaşmanın ve bazı muhalefet söylemlerinin uluslararası boyutta yankı bulduğu bir dönemde gerçekleşti.

Erdoğan, “Muhalefet, milletvekili, medyası ve besledikleri trol ordusuyla Avrupalı Türkleri hedef almaktan utanmıyor” diyerek, Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik kampanyaları eleştirdi. Bu eleştiri, son aylarda Avrupa’da yaşayan Türklerin haklarını savunan sivil toplum örgütlerine yönelik artan baskıların bir yansıması olarak algılandı.
Başkan, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemize sığınan mazlumlara düşmanlar. Vatan hasretiyle yüreği yanan gurbetçi kardeşlerimize düşmanlar. Türkiye ile ilgili güzel cümle duymaya tahammülleri yok”. Bu ifadeler, özellikle göçmen hakları konusunda hassas bir dengeyi vurguluyor ve Türkiye’nin diaspora politikasıyla doğrudan ilişkilendirildi.
Konuşmanın ilerleyen kısmında, Avrupalı Türklere destek veren Erdoğan, “Sizler bu vatanın öz evlatlarısınız. Kimseye ezdirmeyiz, ezmeye çalışan kifayetsizlere de hadlerini bildiririz. Size kimse üvey evlat muamelesi yapamaz, parmak sallayamaz” diyerek, hem moral vermeyi hem de muhalefetle ilgili sert bir tutum sergilemeyi amaçladığını belirtti.
Konuşmanın ardından, çeşitli siyasi partilerin temsilcileri ve bazı uluslararası gözlemciler farklı tepkiler verdi. Muhalefet partileri, Cumhurbaşkanı’nın sözlerini “kutuplaştırıcı ve tehditkâr” olarak nitelendirirken, bazı Avrupa merkezli dernekler ise Erdoğan’ın diaspora topluluklarına gösterdiği desteği takdir etti.
Bu gelişme, Türkiye‑AB ilişkileri çerçevesinde yeni bir tartışma başlatırken, aynı zamanda iç politikada da muhalefet ile yürütme arasındaki gerilimin artmasına işaret ediyor.
Erdoğan’ın bu açıklamaları, önümüzdeki aylarda yapılacak seçim kampanyaları ve diaspora politikaları üzerinde belirleyici bir rol oynayabilir. Özellikle Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının oy potansiyeli, parti stratejileri için kritik bir faktör olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı’nın bu sert üslubu, hem yerel hem de uluslararası arenada yeni diplomatik dinamiklerin oluşmasına zemin hazırlayabilir.