
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde ‘Demokratik İslam’dan Barış ve Demokratik Topluma Doğru’ başlığıyla birinci olağan kongresini düzenledi. Bu organizasyona DEM Parti eş‑genel başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş‑genel başkanı Keskin Bayındır, çeşitli parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Katılımcılar, demokratik değerlerin İslam düşüncesiyle nasıl bütünleşebileceğini ve bölgesel barışa nasıl katkı sağlayabileceğini tartıştı.
Demokratik İslam, geleneksel dini öğretilerin insan hakları, eşitlik ve çoğulculuk ilkeleriyle uyumlu bir çerçevede yeniden yorumlanması olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşım, toplumsal adaletin sağlanması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve azınlık haklarının korunması gibi konularda İslam’ın pozitif bir aktör olmasını hedefliyor. Kongrede, bu düşüncenin özellikle Kürt sorununa çözüm üretmede ve bölgesel barışa zemin hazırlamada kritik bir rol oynayabileceği vurgulandı.

Tülay Hatimoğulları, konuşmasında Öcalan’ın çağrısına atıfta bulunarak, “Bizlerin demokratik toplumu inşa etme gibi bir görev ve sorumluluğumuz var” ifadelerini kullandı. Demokratik İslam çizgisinin inşası, güçlenmesi, gelişmesi ve yayılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, bu sürecin Kürt sorununun kadim ve hakiki bir mesele olduğunun farkında olunarak yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi. “Sadece yüzleşmek değil, çözmemiz gereken bir meseledir” diyerek, hukuki adımların barış ve demokratik yasalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Hatimoğulları, Türkiye’de barışın kurulmasının Suriye’deki kardeşlerin barışına da olumlu etkileri olacağını belirtti. “Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Sünni, Alevi, Hristiyan, Ezidi gibi farklı kimlikler bir arada barış ve kardeşlik içinde yaşayabilir” şeklinde konuştu. Ayrıca, “Bu topraklarda ana dilde özgürce ibadet edilebilmelidir. Kürtler kamusal alanlarda Kürtçe vaaz verebilmelidir” diyerek, din özgürlüğü ve dil hakkının korunmasının barışa temel oluşturduğunu vurguladı.
Bu görüşmeler, bölgesel istikrar ve toplumsal bütünleşme adına önemli bir adım olarak görülüyor ve ilerleyen dönemde somut politikaların hayata geçirilmesi bekleniyor.