
Dervişoğlu, TBMM grup toplantısında şunları söyledi: “6‑7 aydır ağızlarında çiğnedikleri sakız belli; canibaşına umut hakkı, teröristlere siyaset yapma hakkı. Sonra? Bir de vatandaşlık tanımı değişsin. Sonra? Milli birlik sağlanacak. Bir de hep beraber Öcalan’dan özür dileyin bari. Boş yere uğraşmayın. Size Türkiye Cumhuriyeti Devletini rehin ettirmeyeceğiz.”
Konuşmada, “Terörsüz Türkiye” söyleminin bir aldatmaca olduğu ve gerçek terörün hâlâ devlet politikası içinde gizlendiği vurgulandı. “Hala ‘Terörsüz Türkiye’ diye zırvalayıp, milleti kandırmaya çalışıyorlar. Terörü, teröristten gayrı kim ister?” diyerek iktidarın tutumunu eleştirdi.
Dervişoğlu, 41 yıllık sürede 50 bin insanın kanını döken terör örgütleri ve bu süreçte iktidarın rolüne dikkat çekti. “41 yıl boyunca kan akıtmış terör örgütü ve bunun 23 yılında iktidarda AKP var, Erdoğan var. Bugün güya nedamet getiren, 26 yıllık müebbet hükümlüsü İmralı canisinin ‘örgütünü fesih’ bugün mi aklına geliyor?” ifadeleriyle eleştirisini sürdürdü.
İmralı’ya heyet gönderilmesi konusundaki ısrarı da “Meclis’in saygınlığına gölge düşüreceğini” belirterek sorguladı. “Öcalan canisi, bulunduğu yerden istediği açıklamayı yapıyor ve istediği kişilerle de görüşüyor. Bu devleti eşkıya ile eşitlemek mi?” diyerek eleştirdi.
Dervişoğlu, ekonomik verileri de masaya yatırdı. “7,5 milyon çalışan, 22 bin lira asgari ücretle mahkum. TÜRK‑İŞ’in ekim ayı verilerine göre açlık sınırı 28 412 lira. Kaynak var, var da vatandaşa yok.” şeklinde açıklama yaptı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerine göre ülke mevduatının %80’i sadece 2,2 milyon kişinin elinde. Bu durumun “ahliyetli bir azınlığın 17 trilyon lira serveti kontrol etmesi” ve geri kalan milyonu “haftalık mutfak gideri bile olmayan” bir durum yarattığını belirtti. “Bu yoksulluk ekonomisi değil, ahlaksızlık ekonomisidir.”
Birkaç gün önce gördüğü bir afişten bahsederek, “Siz bunu okurken” sloganının altındaki karekodun, hükümetin kendini yüceltmeye çalıştığını, ancak gerçeklerin dışarıda bırakıldığını dile getirdi. “Biz bunu okurken; bir vatandaşımız daha çetelerin kurbanı oldu, bir anne adaletsizliğe isyan etti, gençlerimiz ülkesini terk etti, harç ve vergi zamları geldi, teröristler sesini yükseltti, Türkiye Dünya Sefalet Endeksi’nde bir sıra daha düştü, Hukukun Üstünlüğü Endeksi 118. sıraya geriledi.” dedi.
Basın sorularına yanıt verirken, “Ben Selahattin Demirtaş’ın eylemlerine ve söylemlerine katılmıyorum ama bir insanın hürriyetini sınırlamak ya da ona kavuşturmak sadece hukuk ve adalet içinde gerçekleşmeli.” diyerek tutumunu netleştirdi.
